BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR
Afet Eğitimi Hazırlık Günü
Ahilik Haftası
Ankaranın Başkent Oluşu
Anneler Günü
Atatürk Haftası
Atatürk'ün Ankaraya Gelişi
Avrupa Günü
Babalar Günü
Bilim Teknoloji Haftası
Bilişim Haftası
Birleşmiş Milletler Günü
Camiiler Haftası
Cumhuriyet Bayramı
Cüzzam Haftası
Çanakkale Zaferi
Deprem Haftası
Dünya AIDS Günü
Dünya Çevre Günü
Dünya Çiftçiler Günü
Dünya Çocuk Günü
Dünya Çocuk Kitapları H.
Dünya Çocuk Şiirleri Günü
Dünya Felsefe Günü
Dünya Gıda Günü
Dünya Kadınlar Günü
Dünya Kooperatıfçilik Günü
Dünya Madenciler Günü
Dünya Meteoroloji Günü
Dünya Su Günü
Dünya Tiyatro Günü
Dünya Turizm Günü
Dünya Şehircilik Günü
Dünya Veteriner Hekimleri G.
Ebeler Haftası
Enerji Tasarrufu Haftası
Engelliler Haftası
Etik Günü
Gazeteciler Günü
Gaziler Günü
Girişimcilik Haftası
Gençlik ve Spor Bayramı
Hava Şehitleri Günü
Hayvanları Koruma Günü
Hemşireler Haftası
Irk Ayrımı ile Mücadele Günü
İlköğretim Haftası
İnsan Hakları Haftası
İstanbulun Fethi
Kanser Haftası
Kızılay Haftası
Kutlu Doğum Haftası
Kütüphane Haftası
M.E.B. Vakfı Kuruluş Günü
Mevlana Haftası
Milli Egemenlik Çocuk Bayramı
Müzeler Haftası
Nato Günü
Nevruz Bayramı
Okuma Bayramı
Orman Haftası
Öğretmenler Günü
Polis Haftası
Sağlık Haftası
Sakatlar Haftası
Sevgililer Günü
Sivil Savunma Günü
Tıp Bayramı
Trafik Haftası
Turizm Haftası
Türk Büyükleri Günü
Türk Dil Bayramı
Türk Standartları Haftası
Tutum Yatırım Haftası
Vakıflar Haftası
Veremle Savaş Haftası
Vergi Haftası
Yangından Korunma Haftası
Yaşlılar Haftası
Yeni Yıl
Yeşilay Haftası
Zafer Bayramı
KEDİ, GELİNCİK VE YAVRU TAVŞAN

Yavru tavşanındı bu saray.
Bir sabah bayan gelincik
zaptetti onu hemencecik.
Vay kurnaz, vay!
Ev sahibi evde bulunmadığından
kolay oldu bu iş pek kolay.
O gün şafakla çıkıp gitmişti tavşan.
Kırlar kekik kokuyordu, mis gibi kekik.
Bizimki yiyip içip mahzenine döndüğü zaman
gelincik pencereye dayamıştı burnunu.
Tavşan orda görünce onu:
"- Hey, bayan, dedi, çıkınız hemen
baba yadigarı evimden.
Yoksa haber yollarım bütün farelere ben.
Cevap verdi sivri burunlu türedi: "-Toprak onu ilk ele geçirenindir," dedi.
Savaşılmaya değerdi doğrusu ya,
Tavşanın bile sürünerek girdiği yuva.
"-Ne tuhaf iş, dedi gelincik, ne tuhaf iş.
Burası bir krallık olsa bile,
Tapusunu şuna, buna,
hatta bana değil de filanca oğlu falanca
tavşana kim vermiş?"
Falanca tavşan söz açtı geleneklerden:
"- Ben, dedi, ben,
kanun kuvvetiyle sahibim bu yere.
Burası babadan oğula kalır kanuna göre.
Böylelikle filandan kaldı falana falandan da kaldı bana.
Sanki 'ele ilk geçirmek' kanunu daha mı iyi?"
Gelincik dedi ki:
"-Uzatmayalım hikayeyi.
Davamızı halletsin, gidip görelim de Samur'u."
Keşiş gibi inzivada yaşayan bir kediydi bu.
Yüzü de gülerdi her zaman.
Evliya gibi bir şey, yağlı, tüylü, şişman.
Karışık işleri halletmekte de uzman.
Teklifi kabul etti tavşan.
İşte ikisi de kürklü beyin karşısındadır.
"-Yaklaşın çocuklarım, yaklaşın, dedi Samur, Artık ihtiyarladık da
sağır oldum biraz sağır."
Yaklaştı ikisi de çekinmeden.
Bizim sofu babalık da tam vaktinde doğruldu, attı iki pençesini hemen davacıları yutup aralarını buldu.
İşte çok defa böyle hakemlik eder küçüklere büyükler.
 

Yazan: Jean de La Fontaine
Çeviri: Nazım Hikmet
Adam Yayınları, Kasım 1991


Çocuk Masalları Ana Sayfa




ÜYELİK
Kullanıcı Adı :

Şifre :



Üye Ol | Şifremi Unuttum

ARAMA KUTUSU
ÖĞRENCİ KURULU
Başarısızlık mı Hadi canım..
Çocuk ne Yaşıyorsa onu..
Çocuklara Özel Sözler
Toplantı İzin Dilekçe - Şubat
Toplantı Tutanağı - Şubat
Toplantı İzin Dilekçe - Nisan
Toplantı Tutanağı - Nisan
Öğretmenim
Öğretmenlere Öneriler
Öğretmenlik Mesleği Nedir?
Öğrenci Temsilciliği Dosyası
Öğrencilerden Beklenen..
Öğencilerin Olumsuz D.
Yaptırım Gerektiren Davran..
Copyright © 2003-2006 Memocal.com :: Eğitim Üzerine Her Şey..  :: Tüm Hakları Saklıdır