|
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur zaman
içinde, develer tellal iken, pireler berber iken ben anamın beşiğini tıngır
mıngır sallar iken...
Şimdi size tilki ile Henife Bacı'nın masalını anlatacağım. Bir zamanlar Henife
Bacı diye bir ihtiyar kadın varmış. Kendi halinde, kimsesiz, zavallı bir
kadınmış. Köylüler bunu çok severmiş. Her sene bu köyde yaylaya gidilirmiş.
Giderken, Henife Bacı'yı da götürürlermiş.
Bu sene de yaz gelmiş, yaylaya çıkmışlar. Yaylada ot çok, su
çok, hayvanlar yiyor, içi besleniyor. Tereyağı yapıyorlar, petekler var, bal
tutuyorlar. O yazı öyle yaylada çalışarak geçiriyorlar.Henife Bacı'nın da bir
kaç tene keçisi, koyunu varmış. Onlardan biraz kendine göre tereyağı yapmış, bir
iki petekten biraz bal tutmuş.
Derken güz gelmiş. Bunlar yüklenip köye dönecekler;
arabalarını yüklemişler. Henife Bacı'nın da bir eşeği varmış. Yüklerini eşeğine
yüklemiş, köylülerin arkasından yavaş yavaş geliyormuş, bir taşın yanından
geçerken, Henife Bacı su dökmek ihtiyacı duymuş. Eşeğini durdurmuş, taşın
arkasında oturmuş. Demek ki bunu da bir kurnaz tilki takip etmiş. Biliyor ki
kimsesizdir, fukara bir kadındır, sahibi yoktur. Gidip bunun küplerini aşağıya
indiriyor, tereyağını yiyor, içine çıtısını, pıtısını yapıyor. Sora balı yiyor,
içine işiyor, tekrar koyuyor yerine; hiç ellememiş gibi çıkıp gidiyor.
Henife Bacı işini görüp, eşeğinin başına dönüyor, yavaş yavaş
gidiyor köye. O akşam çok yorgundur. Küpleri indirip koyuyor salona, dinleniyor,
yatıyor. Sabahleyin :
- Bir bakayım tereyağ ile balım nasıldır? Bir iki lokma yiyeyim. Henife Bacı
küpün ağzını açıyor, bakıyor ki ne pis bir koku düşmüş içine, pislik var içinde.
- Allah Allah! Bu nerden geldi? diyor. Kadın şaşıtıyor. Diğerinin ağzını
açıyor,bakıyor ki yine pislik!!!
- Vay bunu benim başıma kim etti? diyor. Düşünüp taşınıyor, bir türlü aklına bir
fikir gelmiyor. Sonra bir bakıyor ki, kapısının önünde bir dibek taşı varmış; bu
dibek taşının üstüne bir tilki gelip oturmuş :
- Henife Bacı, Henife Bacı! Yağını yedim, balını yedim, içine çıtımı pıtımı
ettim, verdim elan. Vayyy! Demek benim başıma bu tilki bele oyun oynadı. Tilki
senin alacağın olsun. Allah büyüktür.;
Tilki her gün böyle geliyor, bu kadının böyle hem yağını
yiyip, hem balını yiyip, hem de kadıncağızı kızdırıyor. Diyor ki:
- Sen dur tilki, ben de senin başına bir oyun oynayayım sen de gör.
Kalkıp gidiyor, köye varıyor. Oradan buradan biraz kara sakız getiriyor, dibek
taşının üstüne koyuyor. Güneş vuruyor, o kara sakız eriyor. Tilkinin haberi yok
tabi. Tilki geliyor, taşın üstüne oturuyor. Oturur oturmaz bağırıyor :
- Henife Bacı, Henife Bacı! Yağını yedim, balını yedim; içine çıtımı pıtımı
ettim, verdim elan. diye.
- Tamam, sen bir dur!.. Gidip köpekleri çağırıyor,
- Hella hella!..Bu tilkiyi tutun!
Valla tilki yapışmış kara sakıza. O yana dönüyor, bu yana dönüyor, bir türlü
kendini kurtaramıyor. Hızla kalkarken kuyruğu kopuyor. Tilki gidiyor ama kuyruğu
kalıyor. Henife Bacı diyor ki :
- İşte ben de senin başına oyun ettim.
Alıp kuyruğu getiriyor eve. Getirip o temiz kara sakızları yiyor, boncuk
takıyor, zil takıyor, süslüyor püslüyor, asıyor pencerenin önüne. Tilki gidiyor
geliyor, boynunu büküyor, kuyruğuna bakıyor .Yalvarıp yakarıyor :
- Henife Bacı, ben ettim sen etme; kuyruğumu ver. Ben tilkilerin içine
gidemiyorum. Üstüme geliyorlar.
- Valla ölsem vermem. Yağımı, balımı getirmezsen vermem.
Tilki gidiyor geliyor, Henife Bacı’nın içi acıyor:
- Neyse, baldan, yağdan vazgeçtim; git bana iki büyük yoğurt getir, o zaman
senin kuyruğunu vereyim.
Tilki - Peki diyor. O yana gidiyor bu yana gidiyor, bir bakıyor ki bir kuru
yoncanın içinde üç dört tane koyun otluyor. Koyunlara yalvarıyor:
- Koyun, Koyun!... N’olor kurban olam, bana biraz süt verin, yoğurt verin Henife
Bacı'ya götüreyim, belki benim kuyruğumu verir.
Koyunlar :
- Git bize ot getir, otu yiyelim, sana süt verelim.
Tilki gidiyor. Güz zamanıdır, yoncada ne ot var, ne bişi. Kurumuş kalmış her
yer. Gidip oturuyor tarlanın başında, yoncaya diyor :
- Yonca, yonca!... N’olor bana biraz ot ver, ben götüreyim koyun yesin; süt
versin,
yoğurt yapayım vereyim Henife Bacı’ya. Benim kuyruğumu versin.
Yonca : - Valla biz şimdi sana veremeyiz. Git biraz su getir, bizi sula ki biz
yeşerelim, ondan sonra sana ot verelim; sen de götür ver koyuna, sana süt
versin.
Tilki oraya gidiyor buraya gidiyor bakıyor ki, dereler donmuş, sular akmıyor.
Kendi kendine diyor :
- Ben nerden getiririm?
Kaçıp gidiyor çocukların yanına :
- Ayşe, Fatma, Memo!... Gelin bu buzun üstünde oynayın, buz kırılsın; belki su
akar, gideyim yoncaya, yonca yeşersin, ben de biçip götüreyim koyuna yesin süt
versin; yoğurt yapayım götürüp vereyim Henife Bacıya; sonra benim kuyruğumu
versin.
Çocuklar :
- Valla bizim ayağımız yalınayaktır. Git bize ayakkabı getir, ayakkabıyı giyelim
sana su verelim.
Tilki kalkıp gidiyor ayakkabıcıya,ayakkabıcıya yalvarıyor :
- N’olor, iki üç çift ayakkabı ver bana. Götürüp vereyim çocuklara, giysinler
buzun üstünde oynasınlar; belki buz kırılır, su akıp gider yoncaya, yonca
yeşerir, ot verir. Otu vereyim koyuna,koyun yesin süt versin; sütü yoğurt
yapayım, vereyim Henife Bacı’ya, sonra benim kuyruğumu versin.
- Peki ne paran var, ne pulun var? Ben sana ayakkabı nasıl vereyim? Git bir
sepet dolu yumurta getir.
Tilki gidiyor tavukların yanına,tavuklara yalvarıyor :
- Tavuklar, kurban olayım, biraz yumurta verin. Götürüp vereyim ayakkabıcıya,
bana birkaç çift ayakkabı versin, götürüp vereyim çocuklara, oynasınlar buzun
üstünde,buz kırılsın,su aksın, gitsin yoncaya yeşertsin; otu alıp koyunlara
vereyim bana süt versinler, ondan yoğurt yapayım Henife Baci'ya,benim kuyruğumu
versin.
Tavuklar diyor :
- Vallahi biz ne yiyelim? Git bize bir tencere buğday getir; Biz yiyelim sana
yumurta verelim.
Tilki kaça kaça gidiyor, bakıyor bir tarlada harman yapılıyor. Bir teneke
buluyor, doldurup buğdayı kaçıp getiriyor, döküyor tavukların önüne. Tavuklar
yiyorlar,ondan sonra yumurtluyorlar. Sepeti yumurta ile dolduruyor, alıp
götürüyor ayakkabıcıya :
- Al sana yumurta.
O da diyor: - Al sana üç çift ayakkabı.
Alıp getiriyor çocuklara,çocuklar çok seviniyorlar. Buz üstünde hopluyorlar
hopluyorlar buz kırılıyor,su akıyor. Su geliyor yoncaya, yonca yemyeşil ot
veriyor. Bu güzelce otu biçiyor, götürüyor koyuna. Koyun otu yiyor, iki kap
dolusu süt veriyor. Tilki alıp götürüyor Henife Bacı'ya. Diyor:
- Al Henife Nene, al bunu mayala, yoğurt yap, benim kuyruğumu ver. Hadi yine
neyse, sana acımam geldi.
Kuyruğu güzelce bunun arkasına dikiyor. Kuyruğundan da güzel güzel boncuklar,
ziller, pullar pırıl pırıl parlıyor. Tilki şişe şişe, kuyruğunu sallıya sallıya
gidiyor ormana, tilkilerin içine. Tilkiler hepsi toplanmışlar.
- Vay ağa geldi, paşa geldi. Sen nerden geldin? Sen bu kuyruğu nerden buldun?
- Valla istiyorsanız, size de yaparım aynısını. Sırrını size diyeyim.
Diyorlar - Söyle, ne olsa yaparız.
- Peki, gelin. Bu köyün altında bir dere var. Sizi götüreyim oraya,
kuyruklarınızı koyun derenin içine, donacak kuyruklarınız; sabah işte böyle
olur. Ama böyle sabaha kadar soğuktan donsanız da, sudan çıkmayacaksınız.
Tilkiler tamam diyorlar.
Yirmi, yirmi beş tene tilki giriyorlar derenin içine, hepsi böyle yan yana
duruyorlar. O da gidiyor uzakta bir yerde oturuyor. Akşam serindir, ayazdır
tabi, su donuyor. Kuyruklar bütün birbirine yapışıyor. O kadar soğuktur ki
;sabaha karşı bizim tilki bağırıyor, köpekleri çağırıyor :
- Hala, hala!... Gelin bu tilkilere!
Köpekler bağırıyorlar, çağırıyorlar, hücum ediyorlar. Canını kurtaran tilki
kaçıyor, kuyruğu kalıyor, tilki kaçıyor, kuyruğu kalıyor... Valla dere tilki
kuyruğu ile doluyor. Ondan sonra gidip neneyi çağırıyor :
- Henife Bacı, Henife Bacı! .. Gel bak, ne kadar sana kuyruk topladım.
Henife Bacı koşa koşa geliyor; sevine sevine kuyrukları
topluyor, götürüyor eve. Hepsini açıyor, kendine, güzel bir post yapıyor,
sobanın yanına koyuyor; kışın üstünde sıcak sıcak oturuyor. Tilki de alıp
kuyruğunu kaçıyor. Ama öbür tilkilerin yanına korkudan gidemez tabi, o da başka
tarafa gidiyor.
Henife Bacı da postunun üstünde oturup yoğurdunu yiyor. Yiyip içip muradına
eriyor.
Çocuk Masalları Ana Sayfa
|