BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR
Afet Eğitimi Hazırlık Günü
Ahilik Haftası
Ankaranın Başkent Oluşu
Anneler Günü
Atatürk Haftası
Atatürk'ün Ankaraya Gelişi
Avrupa Günü
Babalar Günü
Bilim Teknoloji Haftası
Bilişim Haftası
Birleşmiş Milletler Günü
Camiiler Haftası
Cumhuriyet Bayramı
Cüzzam Haftası
Çanakkale Zaferi
Deprem Haftası
Dünya AIDS Günü
Dünya Çevre Günü
Dünya Çiftçiler Günü
Dünya Çocuk Günü
Dünya Çocuk Kitapları H.
Dünya Çocuk Şiirleri Günü
Dünya Felsefe Günü
Dünya Gıda Günü
Dünya Kadınlar Günü
Dünya Kooperatıfçilik Günü
Dünya Madenciler Günü
Dünya Meteoroloji Günü
Dünya Su Günü
Dünya Tiyatro Günü
Dünya Turizm Günü
Dünya Şehircilik Günü
Dünya Veteriner Hekimleri G.
Ebeler Haftası
Enerji Tasarrufu Haftası
Engelliler Haftası
Etik Günü
Gazeteciler Günü
Gaziler Günü
Girişimcilik Haftası
Gençlik ve Spor Bayramı
Hava Şehitleri Günü
Hayvanları Koruma Günü
Hemşireler Haftası
Irk Ayrımı ile Mücadele Günü
İlköğretim Haftası
İnsan Hakları Haftası
İstanbulun Fethi
Kanser Haftası
Kızılay Haftası
Kutlu Doğum Haftası
Kütüphane Haftası
M.E.B. Vakfı Kuruluş Günü
Mevlana Haftası
Milli Egemenlik Çocuk Bayramı
Müzeler Haftası
Nato Günü
Nevruz Bayramı
Okuma Bayramı
Orman Haftası
Öğretmenler Günü
Polis Haftası
Sağlık Haftası
Sakatlar Haftası
Sevgililer Günü
Sivil Savunma Günü
Tıp Bayramı
Trafik Haftası
Turizm Haftası
Türk Büyükleri Günü
Türk Dil Bayramı
Türk Standartları Haftası
Tutum Yatırım Haftası
Vakıflar Haftası
Veremle Savaş Haftası
Vergi Haftası
Yangından Korunma Haftası
Yaşlılar Haftası
Yeni Yıl
Yeşilay Haftası
Zafer Bayramı
Kurbağacık

Ormanlık bir bölgede bulunan bir su birikintisinde yaşamakta olan kurbağacık hiç arkadaşı olmadığından yakınıyordu. Bu kurbağacık vaktinin çoğunu su birikintisinde yüzerek geçiriyor, bazen de sudan çıkıp, çimenlerin üstünde zıplayarak geziniyordu. Her gün bir önceki günün tıpatıp benzeriydi.Her gün aynı şey, hep aynı şeyler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir tekdüzelik kurbağacığı canından bezdirmişti. Kurbağacık bir gün kızdı kendine:

“ Sanki bütün ömrünü bu su birikintisinde geçirmeye pek meraklısın.. Dünya senin zannettiğin kadarcık mı sanki? Dünya bu kadar küçücük mü sanki? Neden kurtarmazsın kendini buradan, çekip gitmezsin buralardan? Eğer sen bu yaşadığın su birikintisine dünya diyorsan, bil ki, sen bu dünyanın değil, bambaşka dünyaların kurbağasısın..Şunu hiç aklından çıkarma: Arzuladığın yaşama ancak bu su birikintisinden uzaklaşarak kavuşacaksın..”

Kurbağacık hemen o anda kararını verdi. Buradan ayrılarak yola çıkacak, gideceği yerlerde kendine arkadaş arayacaktı. Kurbağacık ormanda günlerce yol aldı. Artık ormanın sık ağaçları seyrekleşmiş, küçük bir düzlüğe çıkmıştı.Birden yerde parlak bir şey gördü.Bu da neydi böyle? Parlak şeye baktığında çok şaşırdı. Bunun içinde bir kurbağa vardı ve o kurbağa da kendisine bakıyordu. Geriye dönüp, bir taşın arkasına saklandı. İlk şaşkınlığı geçtikten sonra bu parlak şeyin çok ince olduğunu ve içinde kurbağa falan olamayacağını anladı. O zaman durum apaçık ortadaydı: Parlak şey ayna olmalıydı ve aynada kendini görmüştü. Kurbağacık aynayı alarak yakındaki bir ağacın kenarına kenarına yasladı. Aynanın karşısına geçerek türlü şaklabanlıklar yapmaya başladı. Bazen iki ayağı üstünde doğruluyor,bazen zıplıyor, bazen de derin nefes alıp göğsünü, yanaklarını şişirerek aynadaki aksini seyrediyordu. Bu hareketlerin içinde en hoşuna giden, aynada kendini iri görmek olmuştu. Gittikçe daha derin nefes alarak daha iri gözükmeye başladı. Sonunda, öyle bir an geldi ki, kurbağacık yusyuvarlak oldu ve ayaklarının yerden kesilip yükselmeye başladığını fark etti.

Kurbağacık hiç bozuntuya vermedi. Yerden on metre kadar yükselince ağzından biraz hava bıraktı. Daha fazla yükselmek gereksizdi.Her işte her şey seviye seviyeydi. Seviyesinin dozunu tam olarak ayarlamalıydı. Bir kuş değildi ki o, çırpsın kanatlarını, yükselsin gökyüzüne, uçsun uçabildiğince..Nereden baksan bir küçük kurbağacıktı. Olmaz denirdi, kurbağalar uçamaz denirdi, hayal gibiydi ama gerçekti. Uçuyordu işte. Kurbağacık şöyle bir etrafına bakındı. Yön tayini yaptı. Ormandan gelmiş, şu tarafa gidecekti. Sağ ön ayağını gideceği tarafa doğru mihaniki bir hareketle uzattı. Hayret!..Gitmek istediği tarafa dönüvermişti. Döndü iyi de hala havada hareketsiz duruyordu. Birden suda arka ayaklarını ileri gitmek için kullandığını hatırladı. Arka ayaklarını yavaş yavaş göğsüne çekti, geriye doğru bıraktı, çekti, bıraktı. Düşündüğü tastamam olmuştu. İlerleyebiliyordu. Artık canının istediği kadar gidip, istediği yerde de aşağı inebilecekti.

Kurbağacık bir süre uçtuktan sonra bir dere kenarında boylu boyunca uzanmış yatmakta olan yaşlı kurbağayı fark etti. ‘ Mutlaka bir rahatsızlığı vardır yaşlı kurbağanın ‘ diye düşündü.
‘ Çünkü hiçbir kurbağa böylesine açıkta yatmaz. Eğer yatarsa bu onun tehlikelere davetiye çıkartması anlamına gelir. İnip bakayım nesi varmış yaşlı kurbağanın. ‘

Yaşlı kurbağanın düşüp kaldığı bu çayırlık bir mesire yeriydi. İnsanlar günlük güneşlik yaz günlerinde hafta sonlarını burada geçirirler, piknik yaparlardı. Bir kendini bilmez yanında getirdiği şişenin içindekini içmiş, giderken de atmış şişeyi kırmıştı. İşte yaşlı kurbağa önündeki bu kırık şişenin bir parçasına basınca ayağından yaralanmış ve canının çok acımasına dayanamayarak bayılmıştı. Yaşlı kurbağa kendine geldikten sonra olanları kurbağacığa anlattı ve yardım etmesini istedi.

Kurbağacık:

“ Efendim, böyle bir durumla daha önce hiç karşılaşmadım. O cam parçasının ayağınızın altından çıkarılması lazım. Ben bunu başaramam.Gelirken görmüştüm. Az ilerde dere kıyısında iki çocuk balık tutuyordu. Gidip onları çağırayım, size yardım ederler herhalde “ dedikten sonra zıplayarak uzaklaştı.

Kurbağacık çocukların yanına geldiğinde:

“ Lütfen yardım eder misiniz? Yaşlı bir kurbağa ayağından yaralanmış az ilerde yatıyor. Ne olur benimle gelin ona yardın edin , onu kurtarın. İyilik yapmak sevaptır. Haydi çocuklar, lütfen kalkın, benimle gelin “ dedi.

Kurbağacığın yalvarmasına dayanamayan çocuklar, oltalarını sudan çıkarıp bir kenara koydular ve kurbağacığın peşine takıldılar. Biraz sonra yaşlı kurbağanın ayağındaki cam parçası çıkarılmış ve yaralı yer temiz bir bezle sarılmıştı.

Çocuklar gittikten sonra kurbağacık yaşlı kurbağaya destek oldu ve onu kuytu bir yere götürdü. Burada yaşlı kurbağa, kurbağacığa yaptığı yardımlardan dolayı teşekkür ettikten sonra:

“ Nedense böylesine karşılık beklemeden yapılan iyilikler, yardımlar pek nadir oluyor. Nedense herkes bir başkası bana kötülük yapmadan ben ondan önce davranıp ona bir kötülük yapayım, ilk ben vurayım diyerek kesinlikle hiç bitmeyecek bir yarışı sürdürüyorlar. Gelin bu anlamsız kötülük yarışından vazgeçin, gelin kardeş olalım, elele tutuşalım, mutluluğa koşalım
diyerek seslensem ben şimdi tüm canlılara acaba beni dinlerler mi? Hep kötülük görmekten, hep üzülmekten, hep ağlamaktan bıktım artık “ diyerek sözlerini tamamladı ve ağlamaya başladı. Yaşlı kurbağanın ağlaması kurbağacığın silkinmesine sebep oldu.

“Dur ağlama artık yaşlı kurbağa, sil gözyaşlarını. Bundan sonra ikimiz eş kardeş sayılırız. Demek ki bir kötülük yarışı yapılıyor ve herkes bu yarışı önde bitirme gayreti içinde. Buna karşın ben de şu andan itibaren iyilik yarışını başlatıyorum. Yakında dünya turuna çıkacağım ve tüm canlılara iyiliği anlatarak onların da iyilik yarışına katılmalarını sağlayacağım. İyilik bayrağı sonsuza dek gönderde dalgalanacaktır. “

Kurbağacık kendine çok güveniyordu. Neden derseniz, çünkü güçlü bir kozu vardı. Ne çabuk unuttunuz, uçabiliyordu ya. Kıtalararası yolculuk onun için hiçten bile değildi.

Bilinmiyor


Çocuk Masalları Ana Sayfa




ÜYELİK
Kullanıcı Adı :

Şifre :



Üye Ol | Şifremi Unuttum

ARAMA KUTUSU
ÖĞRENCİ KURULU
Başarısızlık mı Hadi canım..
Çocuk ne Yaşıyorsa onu..
Çocuklara Özel Sözler
Toplantı İzin Dilekçe - Şubat
Toplantı Tutanağı - Şubat
Toplantı İzin Dilekçe - Nisan
Toplantı Tutanağı - Nisan
Öğretmenim
Öğretmenlere Öneriler
Öğretmenlik Mesleği Nedir?
Öğrenci Temsilciliği Dosyası
Öğrencilerden Beklenen..
Öğencilerin Olumsuz D.
Yaptırım Gerektiren Davran..
Copyright © 2003-2006 Memocal.com :: Eğitim Üzerine Her Şey..  :: Tüm Hakları Saklıdır