| 19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI - YAŞANANLAR |
 |
BAYRAM GÜNÜ
Güler yüzlü bir bahar sabahıydı. Babam:
— Onur, bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Bayram törenini birlikte
izleyelim dedi.
Hemen babamın boynuna sarıldım. Yanaklarından öptüm, içim içime sığmıyordu.
— Sağol baba. Beni ne çok sevindirdin bilemezsin dedim.
Hemen kahvaltımızı yaptık. Babamın elinden tutarak bayram yerine doğru yürüdük.
Yol boyu evler, dükkanlar, mağazalar, okullar, daireler bayraklarla
donatılmıştı. Geçit töreninin yapıldığı alana geldik. Konuşmacılar Atatürk'ten
Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndan kongrelerden söz ettiler. Çok güzel şiirler okundu.
Sonra çeşitli spor gösterileri seyrettik. Liseli ağabeylerin gösterileri çok
güzeldi. Ateş çemberinden atlıyorlardı. Burada en çok hoşuma giden gösterilerden
biri, beyaz ve kırmızı eşofman giymiş ağabeylerin yere yatarak bayrağımızın
resmini çizmeleriydi. Bu gösterileri bütün seyirciler ayakta dakikalarca
alkışladılar. Eve gelirken babama:
— Baba, neden 19 Mayıs Bayramı yapılıyor diye sordum.
— Yavrum dedi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yurdumuzu düşmanlar paylaştılar.
Bize yalnız Ankara ve çevresindeki bazı iller kalmıştı. işte bu sırada Atatürk
«Türk yurdu bölünmez bir bütündür» diye harekete geçti. 19 Mayıs 1919 yurdu
düşmandan temizlemek için Samsun'a çıktı. Oradan Amasya'ya, Erzurum'a, Sivas’a
giderek Ulusal Kurtuluş Savaşı hazırlıklarına başladı. Ordular kurdu. Daha sonra
yaptığı savaşlarla düşmanı yendi. 29 Ekim 1923te Cumhuriyeti ilan etti.
O tarihten beri, her yıl Atatürk'ün Samsun'a çıktığı gün olan 19 Mayıs'ı
Gençlik, Spor Bayramı ve Ata'yı Anma Günü olarak kutluyoruz. Atatürk bu bayramı
«Türk gençliğine armağan etti» dedi.
— Demek Ulusal Kurtuluş Savaşımız 19 Mayıs 1919 başladı. Onun için her yıl bu
ulusal günü bayram yaparak kutluyoruz. Gençlik, Spor Bayramı size kutlu olsun,
babacığım, dedim.
Babam durdu, gülümsedi.
— Onur. bayram hepimizin bayramı. Hepimize kutlu, mutlu olsun yavrum, dedi.
Onur DURUKAN
MUSTAFA KEMAL PAŞA SAMSUN'DA
Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Bir süre çalıştıktan sonra
kentin postanesine gitti. Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor:
Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için
telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki
nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada,
Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.
— Buyurun Paşam.
— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi.
— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!
— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan
kurtulur, dedi.
Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için
telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.
— Sen ölürsen ben de ölürüm dedi.
Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre
bırakmadı. Önce Havza'yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal
Paşa'nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi,
yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kağıda çabucak şifreli
bir şeyler yazdı. Havza'ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı
yaptı, sonra;
«Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.» dedi ve maiyetiyle gitti. Birden
aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya
koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir
gerçek vatanseverdi, Atatürk'e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı
işte...
Ahmet Remzi COŞKUNER
|