|
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'dan Anadolu'ya çıktı. Burada bir
hafta kaldıktan sonra Havza'ya geldi. Buradan Amasya'ya geçerek valilere,
komutanlara, ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun
bağımsızlığını sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol
boyunca uğradığı il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma
ve bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı. Havza'dan Amasya'ya ve Sıvas'a
oradan da Erzurum'a gitti.
Bu sırada padişah kendisini İstanbul'a çağırıyordu.
Artık ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam
hazırlanmış olduğundan Mustafa Kemal ordu müfettişliği görevinden ve askerlikten
ayrıldığını İstanbul'a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda
toplanan Erzurum Kongresi'ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan
kurtarılması için çalışma kararı alındı. Mustafa Kemal bu kongreden sonra 4
Eylül 1919 günü Sıvas Kongresi'ni topladı. Bu toplantıda da Erzurum'da alınan
kararlar üzerinde durdu. Bundan sonraki çalışmaların Ankara'da yapılmasına karar
verildi. Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık günü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yöneteceği
kent olan Ankara'ya geldi. Çalışmalarını Ankara'da sürdürdü. İllere bir genelge
göndererek Millet Meclisi'nin hemen toplanabilmesi için temsilcilerin
seçilmesini istedi. 23 Nisan 1920 günü ulusun temsilcilerinden oluşan ilk
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis Mustafa Kemal'i başkanlığa seçti.
Böylece Ankara'da ulus temsilcilerinden oluşan bir meclis işe başlamış oldu. Bu
meclisin kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olması ilkesiydi.
Meclis, Osmanlı hükümeti ile düşman ülkeleri arasında imzalanan Sevr
Antlaşması'nı tanımayacağını bütün dünyaya duyurdu. Ankara'da Millet
Meclisi'nin açılması, Mustafa Kemal'in başkan seçilmesi padişah ve onun
hükümetini çok korkuttu. Özellikle Sevr Antlaşması'nın tanınmayacağı yolundaki
karar onları büsbütün kuşkulandırdı. Düşmanlarla işbirliği yapan bir takım
gericileri Anadolu'nun çeşitli yerlerinde örgütlediler. Büyük Millet Meclisi'ne
karşı ayaklanmalar başladı. Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul Hükümeti
tarafından vatan haini olarak ilan edildi. Haklarında ölüm cezası kararı
verildi. Bütün bunlar olurken Ankara'da ve bütün Anadolu'da yürekleri yurt
sevgisi ile dolu insanlardan oluşan bir ordu kuruluyordu. İstanbul'dan kaçarak
gelen subay ve aydınlar bu orduda görev alıyorlar, yurdun dört bir yanından
koşup gelen erlerimiz de silahlandırılarak cephelere gönderiliyordu. Eskişehir
yöresinde İnönü'de, Yunan ordusu ile karşı karşıya gelen bu genç ordu,
Yunanlıları I. ve II. İnönü Savaşı adı verilen iki büyük savaşta yenerek
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığını, sesini bütün yurda ve dünyaya bir
kez daha duyurdu. Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal'i olağanüstü yetkilerle
başkomutanlığa getirdi. Ordularımız Sakarya kıyılarında 22 gün 22 gece süren
savaş sonucunda Yunan ordularına karşı yeni bir zafer kazandı. Bu başarısı
üzerine Mustafa Kemal'e orduda en büyük rütbe olan mareşallikle birlikte Gazi
unvanı verildi. Sakarya Meydan Savaşı adı ile tarihe geçen bu savaşta ordumuzun
gücü dünyaya bir kez daha tanıtıldı. Artık düşmanı yurdumuzdan atacak son ve
kesin savaşın hazırlıkları başlamıştı. Bu amaçla bütün yurttaşlar savaşa
hazırlandı. Kadınlar, dedeler, nineler, kağnılarla cepheye silah ve yiyecek
taşıdılar. Birliklerimiz düşmanı can evinden vurmak için yerlerini aldılar. Bu
sırada Yunan ordusu Afyonkarahisar bölgesine çekilmişti. Yetkili kişiler
Yunanlıların hazırladığı siperlerden geçme olanağının bulunmadığını, bu nedenle
Türklerin Yunanlıları yenmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürüyorlardı.
Ancak bu uzmanlar ulusal bir davaya inanmış insanların ne denli güçlü
olabileceğini hesaba katmıyorlardı. Hazırlıklarını bitiren ordumuz, 26 Ağustos
1922 sabahı çok erken saatlerde yeri göğü titreten topçu ateşiyle saldırıya
geçti. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Atatürk'ün yönettiği bu savaşa tarihimizde
Başkomutanlık Meydan Savaşı denir. Düşmanlar erlerimizin kahramanca
saldırısına dayanamadılar. Ellerindeki silah ve cephaneyi bırakarak canlarını
kurtarmak için kaçtılar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül günü ordumuza ;
"Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!.." emrini verdi. Ulusal
Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşması özlemiyle yanıp tutuşan kahraman
erlerimiz kaçan düşmanın ardından gece gündüz demeden hızla ilerledi. 9 Eylül
sabahı birliklerimiz İzmir'e girdi. Yabancı bayrakların dalgalandığı yerlere
bayrağımız çekildi. Düşmanların çoğu limanda bulunan savaş gemilerine binerek
kaçtılar. Kalanlar tutsak edildi. Böylece Kurtuluş Savaşımız bitti.
|