| BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI -
EĞİTİM TEKNOLOJİSİ |
 |
EĞİTİMDE TEKNOLOJİNİN ROLÜ NEDİR?
Eğer teknoloji yukarıda sunulduğu şekli ile algılanırsa, teknolojinin insan
hayatında çok önemli bir yer tuttuğu da rahatlıkla anlaşılır. Bu nedenle konumuz
teknolojiyi kullanmak ya da kullanmamak değil, insan hayatında teknolojinin
nasıl bir yeri ve konumu olacağıdır. Bu üzerinde birçok değerli kişi ve
kuruluşun çalıştığı önemli bir konu olmuştur.
1. Herbert Simon teknolojiyi insanın kendi yapay iç dünyasıyla dış çevre (doğa)
arasında bir ara-yüz olarak görmektedir.
2. Carnegie Komisyonunun bu konuyla ilgili vardığı sonuç şöyledir: "Teknoloji
öğretimde yardımcı bir rol üstlenmelidir, öğretimin amacı haline
getirilmemelidir. Teknoloji sadece var olduğu için kullanılmaya çalışılmamalı ya
da teknoloji kullanılmadığında çağ dışı kalınacakmış gibi bir korkuya
kapılmamalıdır. Bizler, gelişmiş teknoloji kullanımının öğretimde doyum ve
başarıya ulaşabilmek için tek başına yeterli olduğuna inanmıyoruz. Birçok ders
için dönemde birkaç saatlik teknoloji desteği yeterli olmaktadır. Bazı dersler
için teknoloji, dönemin yarısından çoğunda kullanılabilir; ama bütün bir dönemde
böylesine bir teknoloji desteğine ihtiyaç duyulabileceği ders sayısı yok
denebilecek kadar azdır (Carnegie Commission On Higher Education, 1972, s.11).
3. Eğitimi etkileyen teknolojik gelişmeleri tartışan çok fazla yayın, makale
vardır. Bunlar arasında dikkat çekici olanlar aşağıya çıkarılmıştır.
a) Alfabe, insanoğlunun bilgiyi paylaşması, kaydetmesi ve saklaması için
entelektüel bir araç olmuştur. Kâğıdın icadı ve yazım araçlarının
geliştirilmesi, alfabe yardımıyla yapılan işlemlerin daha kolay
gerçekleştirilebildiği bir süreci başlatmıştır. Kitap, birçok sayfadan oluşan,
değişik tasarımlara sahip, sunmak istediği bilgiyi sıralı olarak veren bir araç
olarak düşünülebilir. Kısaca kitap, teknik açıdan bakıldığında televizyon gibi,
bilgisayar gibi vermek istediği bilgiden farklı bir yapıya sahip bir araçtır.
Matbaanın icadından sonra kitap yaygınlaşarak hemen herkesin ulaşabildiği bir
araç oldu. Karatahta hem öğrencinin hem de öğretmenin aynı anda aynı konu
üzerinde çalışabilmesine olanak sağlayan ilk sınıf içi iletişim araçlarından
birisidir. Okul otobüsü öğrencilerin uzak yerlerden öğretim yerlerine taşınması
ve dolayısıyla uygun eğitim ortamının sağlanması açısından bir öğretim aracı
olarak görülebilir (Knezevich & Eye, 1970, ss.19–22).
b) Engler teknolojiyi eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Şöyle
der: "eğer eğitim her yönüyle öğretmen, öğrenci ve çevre arasındaki bir iletişim
ağı olarak görülürse, o zaman öğretim teknolojisinin bu ilişkileri tanımlamada
önemli bir görevi olduğu anlaşılabilir" (Engler, 1972, s.62).
c) Indiana University'den Robert Heinich öğretmenlerin eğitim teknolojisine
yaklaşımlarını şöyle dile getirmektedir:
"Peter Drucker'in bir makalesinde söyledikleri büyük oranda yanlış
anlaşılmıştır; bu makalede kısaca şöyle denmekteydi: -öğrenme ve öğretme, yeni
yöntemlerden, hayatın başka hiçbir safhasının etkilenmeyeceği kadar derinden
etkilenecektir. İnsanoğlunun en muhafazakâr olduğu bu eski öğretme sanatında
yeni yaklaşımlara, yöntem ve araçlara ihtiyaç vardır. Bu yeni geliştirilecek
yöntemler sayesinde, öğretmenler beceri ve yeterliliklerini arttırarak daha
etkili olacaklardır. Bu sayede öğretme, henüz araçları ile günümüze ayak
uyduramamış geleneksel bir sanat olsa da, sıradan bir insanın üstün bir
performans sergileyebilmesini olanaklı kılacaktır.- Yanlış anlaşıldığından
bahsettim; çünkü birçok eğitimci bu makaleyi okuduktan sonra başlarını
sallayacak ve kullanılacak araçlar sayesinde sınıf içerisinde öğrenim
başarısının artacağını düşüneceklerdir. Fakat burada asıl söylenmek istenen,
ancak öğretim teknolojileri kullanıldığında sıradan bir insanın üstün bir
performans gösterebileceğidir; yoksa gelişmiş teknoloji kullanmak tek başına
yeterli olmayacaktır (Heinich, 1970, s.56).
EĞİTİM TEKNOLOJİSİ NEDİR?
Artık eğitim teknolojisinin kökenine ait bazı bilgilere ve eğitimde nasıl bir
rol üstlendiğine dair bir takım fikirlere sahip olduğumuza göre daha zor bir
soruya geçebiliriz: eğitim teknolojisi nedir? Aşağıda belirtildiği gibi
tanımlamaya yönelik girişimler, bu işin aslında kimin, filin neresine
dokunduğuna benzeyen bir olgu olduğunu göstermektedir.
1. National Academy of Engineering's Instructional Technology Committee on
Education, eğitim teknolojisini şöyle tanımlar: "eğitim teknolojisi
öğretme/öğrenme biliminin sınıf ortamı aracılığıyla gerçek dünya şartlarına
uygulanmasıyla elde edilen bilgiler bütünüdür. Bu süreç içerisinde geliştirilen
her türlü yöntem ve araç da bu uygulamaya yardım etmek amacını taşır".
(Dieuzeide, 1971, s.1)
2. Eğitim teknolojisi, öğretim ilkelerinin uygulanabilmesi için oluşturulmuş
bütün metodolojiler ve tekniklerdir. (Cleary et al. 1976)
3. Eğitim teknolojisi öğrenme sürecini geliştirmek için oluşturulan her türlü
sistemi, tekniği ve yardımı içerir. Böyle bir yapıda şu 4 özellik önemlidir:
öğrencinin ulaşması hedeflenen amaçların tanımlanması; öğrenilecek konunun
öğretim ilkelerine göre analiz edilip, öğrenilmeye uygun şekilde
yapılandırılması; konunun aktarılabilmesi için uygun medyanın seçilip
kullanılması; dersin ve derste kullanılan araçların etkililiğini ve öğrencilerin
başarı durumlarını değerlendirmek için uygun değerlendirme yöntemlerinin
kullanılması. (Collier et al., 1971, s.16)
4. Silverman eğitim teknolojisini iki alt gruba ayırmıştır: göreceli eğitim
teknolojisi (relative educational technology) yöntemler ve araçlar üzerinde
durur; yapısal eğitim teknolojisi (constructive educational technology) ise
öğretiimsel problemlerin analizi, değerlendirme araçlarını seçme ve geliştirme
ve istenilen öğretimsel çıktıları elde etmek için kullanılacak teknikler ve
araçlar üzerinde durur. (Silverman, 1968, s.3)
5. Eğitim teknolojisi "her türlü öğrenme koşullarında problemlerin ortaya
konmasından, bu problemler için çeşitli (değerlendirme, yönetim, uygulama)
çözümler üretilmesine kadar her aşamada insanların, yöntem ve fikirlerin,
çeşitli araçların ve örgütsel fikirlerin de içinde bulunduğu karmaşık ve
tümleşik bir süreçtir". (AECT Task Force, 1977, s.64)
|