BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR
Afet Eğitimi Hazırlık Günü
Ahilik Haftası
Ankaranın Başkent Oluşu
Anneler Günü
Atatürk Haftası
Atatürk'ün Ankaraya Gelişi
Avrupa Günü
Babalar Günü
Bilim Teknoloji Haftası
Birleşmiş Milletler Günü
Camiiler Haftası
Cumhuriyet Bayramı
Cüzzam Haftası
Çanakkale Zaferi
Deprem Haftası
Dünya AIDS Günü
Dünya Çevre Günü
Dünya Çiftçiler Günü
Dünya Çocuk Günü
Dünya Çocuk Kitapları H.
Dünya Çocuk Şiirleri Günü
Dünya Felsefe Günü
Dünya Gıda Günü
Dünya Kadınlar Günü
Dünya Kooperatıfçilik Günü
Dünya Madenciler Günü
Dünya Meteoroloji Günü
Dünya Su Günü
Dünya Tiyatro Günü
Dünya Veteriner Hekimleri G.
Ebeler Haftası
Enerji Tasarrufu Haftası
Gazeteciler Günü
Gaziler Günü
Gençlik ve Spor Bayramı
Hava Şehitleri Günü
Hayvanları Koruma Günü
Hemşireler Haftası
Irk Ayrımı ile Mücadele Günü
İlköğretim Haftası
İnsan Hakları Haftası
İstanbulun Fethi
Kanser Haftası
Kızılay Haftası
Kutlu Doğum Haftası
Kütüphane Haftası
M.E.B. Vakfı Kuruluş Günü
Mevlana Haftası
Milli Egemenlik Çocuk Bayramı
Müzeler Haftası
Nato Günü
Nevruz Bayramı
Okuma Bayramı
Orman Haftası
Öğretmenler Günü
Polis Haftası
Sağlık Haftası
Sakatlar Haftası
Sivil Savunma Günü
Tıp Bayramı
Trafik Haftası
Turizm Haftası
Türk Büyükleri Günü
Türk Dil Bayramı
Türk Standartları Haftası
Tutum Yatırım Haftası
Vakıflar Haftası
Veremle Savaş Haftası
Vergi Haftası
Yangından Korunma Haftası
Yaşlılar Haftası
Yeni Yıl
Yeşilay Haftası
Zafer Bayramı
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ - FELSEFENİN GERÇEĞİ

Geçmişten Geleceğe Felsefenin Fonksiyonu Bu ünitede, daha önce felsefenin bilim olmadığını, olması da gerekmediğini söylemiştik. Ama orada ‘bilim’i, fizik, kimya, biyoloji gibi doğal olgularla uğraşan, doğada yasalılık arayan, bunun için de deneye ve gözleme başvuran bilme etkinliği hakkında kullanmıştık. Bilimlerin felsefenin içinde oluşup olgunlaştığını, sonra da felsefeden ayrıldığını belirtmiştik. Tıp, fizik, kimya, biyoloji, astronomi, sosyoloji, psikoloji ve son olarak mantık felsefeden ayrılınca, felsefeye kendi nesnesi olarak ne kalır? Bu soru 20. yüzyılda çok sık sorulmuş, kimilerince felsefenin artık kendine özgü bir nesnesi kalmadığı sonucuna varılmıştır. Şimdi bu savı yanıltmak için felsefenin deneye ve gözleme başvuran bilme anlamında değil, salt bir bilme etkinliği anlamında bir bilim olduğunu ileri süreceğiz. Filozof, akla uygun düşünen, dünyaya ve yaşama açıklık ve düzen çalışan kişidir. Filozofların felsefenin ne olduğu hakkında söylediklerine değil, gerçekte ne yaptıklarına bakılırsa, felsefe geçmişte hep akla uygun bir bilme etkinliği olmuştur. Öyleyse felsefe neyi bilmeye çalışır, neyin bilimidir? Cisim dünyasını fizik, yaşam dünyasını biyoloji, bilinci psikoloji, toplumu sosyoloji araştırır. Bilim olarak felsefeye ne kalır? Alanı, nesnesi nedir? Varlık, değer, bilgi, insan, dil felsefenin kendine özgü nesneleridir. Öteki bilimler var olanla uğraşırlar, felsefe “Varlık nedir?” diye sorar. Öteki bilimler bilgi ortaya koyarlar; felsefe “Bilgi nedir?”, “Olanaklı bilginin sırları ve koşulları nedir?” diye sorar. Öteki bilimler olanı inceler; felsefe olması gerekeni, yapılması gerekeni araştırır. Öteki bilimler araştırdıkları her şeyin koşulunun, temelinin insan olduğunu gözden uzak tutarlar; felsefe, insanın kendisini nesne edinir.

Öteki bilimler, dili kullanırlar; felsefe, onların dilini yapıları bakımından inceler. Felsefenin yalnızca yukarıda belirttiklerimizle uğraştığını söylemek doğru olmaz. Felsefe başka bilimlerin nesnelerle de uğraşabilir, uğraşmaktadır. Ama bu bilimlerden soruları, yöntemleri, bakış açıları bakımından ayrılır. Felsefe birçok bilme yönteminden hiçbirini kullanmayı sınırlamaz. Örneğin, fizikçi gibi her şeyi duyular aracılığıyla gözlenebilen olgulara dayandırmak, yani kendini deneysel yöntemle sınırlamakla yükümlü değildir. Felsefenin bakış açısı da farklıdır. Felsefe bir nesneyi ele aldığında, ona yalnızca sanırlar açısından, temel görünümler açısından bakar; o nesneyi başka nesnelerden ayıranın ve hepsinde ortak olanın ne olduğunu kavramaya çalışır. Öteki bilimleri durduğu, soru sormayı bırakıp var sayımları kabul ettiği yerde filozof soru sormaya başlar. Demek ki felsefe, köklere gitmesi bakımından bir “köken bilimi”dir. Araştırmalarını hiçbir zaman yüzeyde yapmaz; hep derinlere, köklere iner. Kapısını hiçbir alana kapamaması, ulaşabileceği her yöntemi kullanması anlamında temel, evrensel bir bilimdir. Felsefe kökler hakkında her zaman soru sormuştur, hep de soracaktır. İnsan istese de istemese de felsefe yapmak zorundadır.

Giriş
1 Felsefe nedir? 1 Mantık nedir? 1 Mantık felsefesi 2 Mantıksal Doğru ile İlgili Sorunlar 2 Mantık İlkeleriyle İlgili Sorunlar 3 Kaynakça 3 Giriş Mantık ve felsefe tarih boyunca toplumların kültürel, teknolojik ve bilimsel gelişmelerinin temelini teşkil eden, onları doğrudan ve dolaylı olarak etkilemiş olan bilimlerin en önemlilerindendir. İnsanın soyut düşünebilme yeteneği ve toplumsal gelişme bu bilimlerin gelişimine paralellik içermektedir. Bir toplumda sağlıklı düşünmenin varlığı sağlıklı düşünenlerin olmasını gerektirir. Bilgilerimizin bize yarar sağlaması için, her alandaki düşüncelerimizin ifadesi kesin ve anlaşılır olmalıdır. Mantık felsefesinin işlevide bu noktada ortaya çıkar.

Felsefe nedir?
Felsefenin anlamı; ilk defa eski Yunanistan’da ortaya çıkan felsefe, bilgelik sevgisi anlamına gelir. Felsefeyi çalışma, özgür düşünmeyi, sorgulamayı ve tartışmayı içinde barındıran bir bilme etkinliğidir. İnsan, dünya ve çevre hakkında bilgi arayan, sorgulayan bilimdir. Bir tanımlama yapacak olursak; insan, dünya ve evren hakkında sistemli bir şekilde bilgi arayışı yapmak ve dünyayı sorgulamaktır. Felsefe, evren ve varlık hakkında bütünsel bir açıklama yapmaya çalışan bilgi türüdür. Bu anlamda felsefe tüm bilimlere yol gösterdiği gibi, bilimlerin mantıksal yapısını ve işleyişini anlamaya çalışır. Felsefe soyut düşünmenin en eski örneklerinden biridir, aynı zamanda hemen her alandaki gelişim için gerekli olan kültürel zemini hazırlar. Mantık nedir? Eski Yunanca “logos” kavramından gelen mantık akıl, söz söyleme, doğru düşünebilme anlamlarına karşılık gelir. Mantığın konusu önermeler oluşturmak, önermeler arasındaki ilişkiyi denetlemektir. Mantık bilimi doğru ve gerçekçi düşünmenin kurallarını inceler. Doğru düşünme, üç temel akıl yürütme ilkesinin kullanılması ile gerçekleşebilir. Bunlar genelden özele akıl yürütme anlamına gelen tümden gelim, özelden genele akıl yürütme anlamına gelen tüme varım ve benzer özelliklerden yola çıkılarak özelden özele yapılan akıl yürütme biçimi ise benzeşim(analoji)dir.

Mantığın kurucusu Aristoteles’tir. Aristoteles M.Ö. 384-322 yılları arasında yaşamış bir bilim adamı, bir düşünürdür. Aristoteles’ten önce de mantıksal düşünme konusunda çalışmalar yapılmıştı ama bunlar dağınık ve düzensizdi. Aristoteles’ten sonra mantık sistemli bir bilim haline gelmiştir. Aristoteles mantığı bulmamıştır ama onu bir bilim haline dönüştürmüştür. Aristoteles mantık konusunda 6 adet kitap yazmıştır. Bu kitaplarda, terimler, önermeler, akıl yürütme biçimleri, çeşitli kanıtlama yolları üzerinde durmuştur. Özellikle kıyas dediğimiz tümden gelimsel akıl yürütmeye önem vermiştir. Günümüzde ise mantık çalışmaları çok değerli mantık üzerinde yoğunlaşmıştır. Mantık, doğru düşünmenin kurallarını incelediği için, tüm bilimlerle sürekli ilişki içerisindedir. Çünkü bilimler de mantıksal kurallara uyarak doğru bilgiye ulaşmaya çalışır.
 

 

KONUYLA İLGİLİ..
Dünya Felsefe Günü
Felsefe Nedir? Ne Değildir?
Felsefe Kelime Anlamı..
Felsefeye Giriş
Felsefenin Gerçeği
Felsefe ve Ahlak
Filozoflar Ne Diyor?
 
Copyright © 2003-2006 Memocal.com :: Eğitim Üzerine Her Şey..  :: Tüm Hakları Saklıdır