| DÜNYA FELSEFE GÜNÜ - FELSEFENİN
GERÇEĞİ |
 |
Geçmişten Geleceğe Felsefenin Fonksiyonu Bu ünitede, daha
önce felsefenin bilim olmadığını, olması da gerekmediğini söylemiştik. Ama orada
‘bilim’i, fizik, kimya, biyoloji gibi doğal olgularla uğraşan, doğada yasalılık
arayan, bunun için de deneye ve gözleme başvuran bilme etkinliği hakkında
kullanmıştık. Bilimlerin felsefenin içinde oluşup olgunlaştığını, sonra da
felsefeden ayrıldığını belirtmiştik. Tıp, fizik, kimya, biyoloji, astronomi,
sosyoloji, psikoloji ve son olarak mantık felsefeden ayrılınca, felsefeye kendi
nesnesi olarak ne kalır? Bu soru 20. yüzyılda çok sık sorulmuş, kimilerince
felsefenin artık kendine özgü bir nesnesi kalmadığı sonucuna varılmıştır. Şimdi
bu savı yanıltmak için felsefenin deneye ve gözleme başvuran bilme anlamında
değil, salt bir bilme etkinliği anlamında bir bilim olduğunu ileri süreceğiz.
Filozof, akla uygun düşünen, dünyaya ve yaşama açıklık ve düzen çalışan kişidir.
Filozofların felsefenin ne olduğu hakkında söylediklerine değil, gerçekte ne
yaptıklarına bakılırsa, felsefe geçmişte hep akla uygun bir bilme etkinliği
olmuştur. Öyleyse felsefe neyi bilmeye çalışır, neyin bilimidir? Cisim dünyasını
fizik, yaşam dünyasını biyoloji, bilinci psikoloji, toplumu sosyoloji araştırır.
Bilim olarak felsefeye ne kalır? Alanı, nesnesi nedir? Varlık, değer, bilgi,
insan, dil felsefenin kendine özgü nesneleridir. Öteki bilimler var olanla
uğraşırlar, felsefe “Varlık nedir?” diye sorar. Öteki bilimler bilgi ortaya
koyarlar; felsefe “Bilgi nedir?”, “Olanaklı bilginin sırları ve koşulları
nedir?” diye sorar. Öteki bilimler olanı inceler; felsefe olması gerekeni,
yapılması gerekeni araştırır. Öteki bilimler araştırdıkları her şeyin koşulunun,
temelinin insan olduğunu gözden uzak tutarlar; felsefe, insanın kendisini nesne
edinir.
Öteki bilimler, dili kullanırlar; felsefe, onların dilini yapıları bakımından
inceler. Felsefenin yalnızca yukarıda belirttiklerimizle uğraştığını söylemek
doğru olmaz. Felsefe başka bilimlerin nesnelerle de uğraşabilir, uğraşmaktadır.
Ama bu bilimlerden soruları, yöntemleri, bakış açıları bakımından ayrılır.
Felsefe birçok bilme yönteminden hiçbirini kullanmayı sınırlamaz. Örneğin,
fizikçi gibi her şeyi duyular aracılığıyla gözlenebilen olgulara dayandırmak,
yani kendini deneysel yöntemle sınırlamakla yükümlü değildir. Felsefenin bakış
açısı da farklıdır. Felsefe bir nesneyi ele aldığında, ona yalnızca sanırlar
açısından, temel görünümler açısından bakar; o nesneyi başka nesnelerden
ayıranın ve hepsinde ortak olanın ne olduğunu kavramaya çalışır. Öteki bilimleri
durduğu, soru sormayı bırakıp var sayımları kabul ettiği yerde filozof soru
sormaya başlar. Demek ki felsefe, köklere gitmesi bakımından bir “köken
bilimi”dir. Araştırmalarını hiçbir zaman yüzeyde yapmaz; hep derinlere, köklere
iner. Kapısını hiçbir alana kapamaması, ulaşabileceği her yöntemi kullanması
anlamında temel, evrensel bir bilimdir. Felsefe kökler hakkında her zaman soru
sormuştur, hep de soracaktır. İnsan istese de istemese de felsefe yapmak
zorundadır.
Giriş
1 Felsefe nedir? 1 Mantık nedir? 1 Mantık felsefesi 2 Mantıksal Doğru ile İlgili
Sorunlar 2 Mantık İlkeleriyle İlgili Sorunlar 3 Kaynakça 3 Giriş Mantık ve
felsefe tarih boyunca toplumların kültürel, teknolojik ve bilimsel
gelişmelerinin temelini teşkil eden, onları doğrudan ve dolaylı olarak etkilemiş
olan bilimlerin en önemlilerindendir. İnsanın soyut düşünebilme yeteneği ve
toplumsal gelişme bu bilimlerin gelişimine paralellik içermektedir. Bir toplumda
sağlıklı düşünmenin varlığı sağlıklı düşünenlerin olmasını gerektirir.
Bilgilerimizin bize yarar sağlaması için, her alandaki düşüncelerimizin ifadesi
kesin ve anlaşılır olmalıdır. Mantık felsefesinin işlevide bu noktada ortaya
çıkar.
Felsefe nedir?
Felsefenin anlamı; ilk defa eski Yunanistan’da ortaya çıkan felsefe, bilgelik
sevgisi anlamına gelir. Felsefeyi çalışma, özgür düşünmeyi, sorgulamayı ve
tartışmayı içinde barındıran bir bilme etkinliğidir. İnsan, dünya ve çevre
hakkında bilgi arayan, sorgulayan bilimdir. Bir tanımlama yapacak olursak;
insan, dünya ve evren hakkında sistemli bir şekilde bilgi arayışı yapmak ve
dünyayı sorgulamaktır. Felsefe, evren ve varlık hakkında bütünsel bir açıklama
yapmaya çalışan bilgi türüdür. Bu anlamda felsefe tüm bilimlere yol gösterdiği
gibi, bilimlerin mantıksal yapısını ve işleyişini anlamaya çalışır. Felsefe
soyut düşünmenin en eski örneklerinden biridir, aynı zamanda hemen her alandaki
gelişim için gerekli olan kültürel zemini hazırlar. Mantık nedir? Eski Yunanca
“logos” kavramından gelen mantık akıl, söz söyleme, doğru düşünebilme
anlamlarına karşılık gelir. Mantığın konusu önermeler oluşturmak, önermeler
arasındaki ilişkiyi denetlemektir. Mantık bilimi doğru ve gerçekçi düşünmenin
kurallarını inceler. Doğru düşünme, üç temel akıl yürütme ilkesinin kullanılması
ile gerçekleşebilir. Bunlar genelden özele akıl yürütme anlamına gelen tümden
gelim, özelden genele akıl yürütme anlamına gelen tüme varım ve benzer
özelliklerden yola çıkılarak özelden özele yapılan akıl yürütme biçimi ise
benzeşim(analoji)dir.
Mantığın kurucusu Aristoteles’tir. Aristoteles M.Ö. 384-322 yılları arasında
yaşamış bir bilim adamı, bir düşünürdür. Aristoteles’ten önce de mantıksal
düşünme konusunda çalışmalar yapılmıştı ama bunlar dağınık ve düzensizdi.
Aristoteles’ten sonra mantık sistemli bir bilim haline gelmiştir. Aristoteles
mantığı bulmamıştır ama onu bir bilim haline dönüştürmüştür. Aristoteles mantık
konusunda 6 adet kitap yazmıştır. Bu kitaplarda, terimler, önermeler, akıl
yürütme biçimleri, çeşitli kanıtlama yolları üzerinde durmuştur. Özellikle kıyas
dediğimiz tümden gelimsel akıl yürütmeye önem vermiştir. Günümüzde ise mantık
çalışmaları çok değerli mantık üzerinde yoğunlaşmıştır. Mantık, doğru düşünmenin
kurallarını incelediği için, tüm bilimlerle sürekli ilişki içerisindedir. Çünkü
bilimler de mantıksal kurallara uyarak doğru bilgiye ulaşmaya çalışır.
|