| DÜNYA FELSEFE GÜNÜ - FELSEFE VE AHLAK |
 |
Şüphesiz ki, Ahlak konusu kendisini birçok gayretlere rağmen,
Felsefeden ayıramamıştır. Şunu söyleyelim ki, Ahlak felsefeden ayrılmış olsa
bile, felsefenin ahlak problemlerinden hemen hemen imkânsız gibidir. Eskiden
felsefe bütün ilim dallarını içine almıştı; sonradan her ilim felsefeden
ayrılmıştır. Bu kanaat birçok yanlışlıklara sebep olmuş, manevi ilimler gibi bir
ayağı daima felsefi sahada olan bilgi dallarında da, analoji yolu ile tabiat
ilimlerinde olduğu tarzda, felsefeden ayrılma tasavvur ve iddia edilmiştir.
Sadece fizik hadiselere, felsefelerin dışında, yeni bir bakış gelmiştir. Yani
felsefenin tavrı yanında ilmi tavır teşekkül etmiştir. Bu izahatımızdan şu
anlaşılmaktadır ki, bir anlamda, hiçbir ilim felsefeden ayrılmamıştır. Çünkü
felsefe, fizik tabiat karşısında yine kendi sorularını sormakta ve
cevaplandırmakta devam ediyor. Çünkü ilimle felsefenin sahaları, hadiselere
bakış tarzı aynıdır. Fakat ilmi bakış tarzı, fizik tabiatta büyük başarılar
sağlamasına rağmen, biyolojik, psikolojik ve sosyal tabiatta aynı kesinlik elde
edilememektedir. Bu da sosyal tabiat olaylarının, fizik tabiat olayları gibi
şematize edilememesi ve çok karmaşık bir manzara göstermesi yüzündendir. Fizik
ve Sosyal Tabiatın Karakteri Fizik tabiat mekânda devam eder. Bir fizikçi,
müşahede ettiği bir hadiseyi tekrar edebilir. Bir kimyacı iki madde arasında
meydana gelen terkibi yeniden tecrübe etmek imkânına sahiptir. Hâlbuki sosyal
saha, her ne kadar bir mekânda cereyan ederse de, bu mekân bize fizik tabiatta
olduğu gibi, sosyal hadiselerin tekrarını vermez. Gerçi sosyal hadiselerde
coğrafi faktörün de rolü düşünülmüştür. Fakat bu coğrafi faktörün, sosyal
hadisede sadece bir sebep olarak alınmıştır. Hâlbuki fizik tabiatta mekân,
hadiselerin illeti olarak değil şartı olarak düşünülür. Fizik tabiatta hesaba
katılmayan bir unsur, sosyal tabiatta ön planda bulunmaktadır. Oda, sosyal
olaylarda bir hürriyet prensibinin mevcudiyeti; fizikçi maddenin hürriyeti var
mıdır, yok mudur, düşünmez. Hâlbuki sosyal tabiatta insan hürlüğü ve cemiyetin
sosyal iradesi hesaba katılmadan en ufak bir izah yapmak mümkün değildir. İnsan
İlimleri ve Sosyoloji İnsan çok karmaşık bir varlık olduğundan, onun incelenmesi
bir taraftan biyolojik hadise ile ilgili olduğu için hayvan âlemine diğer
taraftan, o, birtakım kıymetlerin yaratıcısı olarak düşünüldüğü için, cemiyet
sahasına kadar uzanmaktadır. Böylece Biyoloji ile Psikoloji, psikoloji ile
sosyoloji arasında köprüler kurulmaktadır. Psikoloji insanı fert olarak inceler;
Sosyoloji ise insanı bir cemiyet olarak düşünür. İnsan nasıl bir vakıa ise
cemiyet de o kadar tabii bir vakıadır. Bu yüzden fert mi cemiyeti meydana
getirmiştir yoksa cemiyet mi ferdi yaratmıştır gibi sorular bizi daima bir
sonuca götürecektir ve lüzumsuzdur.
|