| DÜNYA FELSEFE GÜNÜ - FELSEFEYE GİRİŞ |
 |
İnsanın doğuştan sahip olduğu doğal özeliklerinden biri,
içinde yaşadığı doğa, çevre, toplum ve bunların ötesine kendini tanımak ve
bilmek istemesidir. İşte felsefi düşünce ve felsefi bilgi de insanın bu istek,
merak ve arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Felsefe, bütün bilim
adamlarının özünü oluşturmaktadır. Bütün bilim dalları, bağımsız birer alan
olarak gelişmeden önce genel olarak felsefe içinde yer alıyordu. Ancak
bilimlerin felsefeden bağımsız olarak gelişmesi, onları bütünüyle bu alandan
koparmış sayılmaz. Bu kez de bilim dallarının içinde bir alt alan olarak o
alanın felsefesi gelişmeye başlamıştır. Eğitim felsefesi, siyaset felsefesi,
bilim felsefesi gibi. Felsefede, diğer bilim alanlarında olduğu gibi ortak kabul
gören doğru/kesin sonuçlardan pek söz edilemez. Bu yönüyle felsefe, sürekli
arayışı ifade etmektedir. BAZI FELSEFİ AKIMLAR VE EĞİTİME İLİŞKİN DOĞURGULARI
Gerek felsefenin, gerekse eğitimin temelinde insan ve onun sorunlarıyla,
bunların çözümü yer almaktadır. Çeşitli felsefi akımların varlık, bilgi,
değerler, ahlak, insan ve insanın eğitimine ilişkin bakış açıları
değişebilmektedir. Eğitimin amaçlan, içeriği, öğretim yöntemleri de benimsenen
felsefeye göre biçimlenmektedir.
Eğitim felsefesi ise sorulara cevap aramaya çalışır:
- İnsan nedir?
- Eğitim nedir? Eğitimin amacı nedir?
- Kimler, niçin eğitilmelidir?
- Eğitimin içeriği ne olmalıdır?
- Ne, ne kadar öğretilmelidir?
- Eğitimde insana ne kazandırılmalıdır? vb.
Farklı felsefeler, bu sorulara ilişkin farklı cevaplar
bulabilir. Ülkelerin kendilerine özgü eğitim sistemleri olduğu gibi bu
sistemlerin dayandığı farklı felsefeler de vardır. Ülkelere göre, eğitim
sistemleri, farklı biçimlerde örgütlenip işlediği gibi eğitim anlayış ve
uygulamaları da farklı dünya görüşlerine dayanabilir. Her felsefe, belirli
toplumsal koşulların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu
felsefeleri ele alırken içinde geliştirildikleri kültür ve ortamı göz ardı
etmemek gerekir. Felsefeciler, belirli bir toplumda ve kültürde yetişen,
dolayısıyla görüşleriyle o toplumu açıklamanın yanında söz konusu toplumun ve
kültürün izlerini de taşımaktadırlar. Eğitim anlayış ve uygulamaları yönünden
toplumlar arası bu farklılıklar yanında bazı benzerlikler de söz konusu
olabilir. Eğitim, bireysel, toplumsal ve evrensel boyutları olan bir konudur.
Dünya ülkeleri arasında geçmişe oranla giderek artan iletişim ve etkileşime
bağlı olarak eğitimin evrensel boyutu da öne çıkmaktadır. Aşağıda öncelikle batı
felsefi düşüncesi içinde gelişen bazı akımlara kısaca değindikten sonra yine
batı kültürü içinde gelişen bazı eğitim akımlarından da kısaca söz edilmiştir.
Bu arada tarihsel süreç içinde Türkiye eğitim sisteminin dayandığı felsefe de
kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.
Doğulu toplumlarda ve bu bağlamda İslam dünyasında da özellikle 9-12. yüzyılları
kapsayan dönemde Bağdat çevresinde önemli bir felsefe gelişmiş, İbn-i Sina,
İbn-i Rüşt gibi düşünürler, Eski Yunan felsefesini tanımakla kalmayıp aynı
zamanda bu felsefeyi Batıya da tanıtmışlar, Batı aydınlanmasını ve rönesansını
hazırlamışlardır. Aşağıda bazı felsefi akımlar kısaca tanıtılmıştır. İdealist
Felsefe İdealizm, maddi ve fiziki varlığı olmayan, duyularla algılanamayan, elle
tutulup gözle görülemeyen şeylerin varlığını kabul etmeye dayanan ve
maddeciliğin (materyalizm) karşıtı olan bir felsefedir. İdealizme göre gerçek,
maddi ve fiziksel olmaktan çok metafizik, ruhsal/tinsel mahiyettedir. Bu
felsefe, doğayı ve fiziksel gerçeği inkâr etmemekle birlikte, söz konusu
gerçeğin, ikincil bir gerçek olduğunu, ruhsal gerçeğin bir görüntüsünden ibaret
olduğunu savunur. İdealist felsefe, kendi içinde soyut idealizm ve maddeci
idealizm gibi bazı kollara ayrılmaktadır. Batı idealist felsefesinin babası,
Platon kabul edilmektedir. Yirminci asır idealizminde ise Kant ve Hegelin
etkileri vardır. Platon, insan duyularının algıladığı gerçeğin, gerçeğin kendisi
olmayıp onun bir gölgesinden ibaret olduğunu belirtir. Bu bakış açısından
gerçek, zihinsel/düşünsel olarak keşfedilebilir. Böylece idealizm, gerçeğe
gözlem ve deneye dayanan bilimsel yöntemden çok sezgisel/düşünsel yolla
ulaşılabileceğini ileri sürmektedir. İdealist felsefe içinde farklı görüşleri
savunan filozoflar vardır. Hegel ve Berkeley gibi filozoflar gerçeği açıklamada
tek başına ruh üzerinde dururken Kant ve Descartes, madde ve ruhu uzlaştırarak
açıklamalarda bulunmaktadır. İdealizme göre insanın en önemli yönü,
ruhsal/zihinsel yönüdür.
|