| DÜNYA FELSEFE GÜNÜ - FELSEFE NEDİR? NE
DEĞİLDİR? |
 |
Felsefenin ne olduğu konusunda acele bir tanıma
girişmeyeceğim. Başlangıç için böyle bir tanım zorunlu değildir. Felsefe M.Ö.
VII-VI. yy.da Anadolu'nun o zaman Yunanistan'a ait topraklarında, Miletos'da
Thales'le başladı. Thales'in böyle bir sözcüğü kullanmadığını, tanımlamadan ilk
kullananın ise Samos'lu Pythagoras (İ.Ö. 570–490) olduğunu biliyoruz.
Sözcük bugün ondan anladığımıza az çok yaklaşarak -ya da bugünkü anlamına
başlangıç olabilecek biçimde ilkin Aristoteles (İ.Ö: 381–322) tarafından
tanımlanmıştır: Aristoteles "ilk felsefe"den ("prima philosophia") söz ediyor ve
bunu aşağı yukarı bugün "metafizik" dediğimiz şeyle bir tutuyordu. Arada geçen
iki yüzyıllık zaman içinde; ne olduğu açıkça bilinip söylenmeden felsefe
yapılmış oluyor, demektir. Bu tür örneklerin de ötesinde burada felsefeyi
felsefe diye tanımlamaya kalkışsak bu yeterli de olmayacaktır. Çünkü felsefe
tarihinde çeşitli görüş açılarından filozofların kendi çalışma alanlarını çok
ayrı tanımladıklarını görüyoruz. Bu konuda hiçbir görüş birliği yok.
Yine de bir felsefe kitabını ele aldığımızda böyle bir metnin ilk bakışta ortaya
çıkan (ve başka metinlerde bulunmayan) bir özelliği var: felsefe metinleri
sorulara pekçok yer vermesi, daima sorular sorması ile başka metinlerden
ayrılmaktadır. Filozoflar daima daha çok soru sormaktan gizli (ya da açık) zevk
alan, adeta sormaya doyamayan ve soru sormadaki ustalıklarına dikkatimizi çekmek
isteyen kişiler. Kuşkusuz bu türlü soru soran filozofların başında Atinalı
fılozof Sokrates (470/469–399) geliyordu. Soru sormayı kendi felsefesi için
bilinçli bir yöntem haline getiren Sokrates, çarşıda pazar- da zamanın paralı
öğretmenleri olan sofistleri, bu arada sıradan kişileri de bildiklerini. İddia
ettikleri konularda sorguluyordu. Konuşmaya, dialoga dayandığı için bu yönteme
dialektik, sorgulanan kişide soru yoluyla düşüncelerin, daha doğrusu kavramların
doğmasına yol açtığı için de doğurtma yöntemi denmiştir: Sokrates böylece
kavramsal bilgiyi arıyordu.
Ancak Sokrates'in sorduğu bütün soruları sonuna kadar yanıtlamak olanaksızdı `
Onun böyle bir isteği de olmadığını öğrencisi Platon'un Sokrates'i konuşturarak
kaleme aldığı kimi dialoglarından da anlıyoruz. Soruların takılıp kaldığı,
kavramların tanımlarına kavuşturulamadığı yeri bulma, rasgele hazır yanıtlar
vermekten daha üstün bir işti Sokrates'e göre.
Bütün bunlara bakarak felsefe yapmanın başlıca koşulunun soru sormak, giderek
sorgulamak olduğunu söyleyebilecek miyiz? Ancak bütün başka insanlar da bu,
arada çocuklar da soru soruyor. Bu nedenle onlar filozof mu? Yine de filozofun
soru sormasının bütün bu türlü sıradan sorulardan iki önemli noktada ayrıldığını
söyleyebiliriz: bu sorular rasgele değil belli bir araştırma amacıyla sorulmakta
ve akla hizmet etmektedir. Bir şeyi araştırmada daima akıl (ve mantık) egemen
olacağına göre, kısaltarak felsefedeki 'sorgulamaların akıl adına yapıldığını
burada asıl soru soranın aklımız olduğunu söyleyebiliriz.
Felsefenin ABC'si
Önay Sözer
Kabalcı Yayınları
|