TİYATRO
Tiyatro gününde yazarlarımızdan Haldun Taner'in yayınladığı
ulusal bildiri.
Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bir bucağında binlerce perde açılıyor. Her gece saat dokuz'da milyonlarca insan ışıklandırılmış bir sahneden kendi
dünyasının, kendi sorunlarının yoğunlaştırılmış bir kesitini ilgi ile izliyor.
Oyalanıyor; eğleniyor, heyecanlanıyor, düşünüyor, bilinçleniyor.
Her günkü
sürgit yaşamının akışı içinde tam fark edemediği, ya da edip de unuttuğu bazı
ana sorunları yeni bir gözlükle görmeye başlıyor.
Tiyatrolar insanlara «Koşun, bana gelin, size ilginç bir şeyler
göstereceğim» derler. «Gelin, beni izleyin memnun kalacaksınız» derler.
Bu alışkanlık yüzyıllardır sürüp gidiyor.
Çünkü; tiyatroda etli canlı oyunculardan, etli canlı seyircilere ve sonra
yine o etli canlı seyircilerden etli canlı oyunculara geçen karşılıklı bir
elektrik alışverişi vardır ki, bu aynı çatı altında aynı anda birbirini
tamamlama ve karşılıklı etkileme olayı tiyatroya benzersiz bir toplumsal yaşantı
niteliği kazandırır.
İnsanoğlu doğa karşısındaki korkularından başlayarak yüzyıllar boyunca
acılarını, sevinçlerini, ihtiraslarını, düşüncelerini, düşlerini, özlemlerini,
taşlamalarını, dünya görüşlerini, savaşımlarını, her şeyini somutlaştırıp dile
getirmiştir.
Tiyatronun bunca yüzyıllardır varoluşu boşuna değildir, tiyatro, insan
mayasının kopmaz bir öğesi, insandan ayrı düşünülemez bir gereksinmesidir.
Doğada işlevini bitiren her şeyin varlığını sürdürebildiği görülmemiştir.
Tiyatro sürüyorsa, sürecekse her devirde bir işlevi olduğundandır.
«Tiyatro, iki kalas bir hevestir» sözü boşuna söylenmemiş... Tiyatronun
mitolojik piri sayılan Dionisos'tan gelme bir coşkusu vardır. Bu coşku olmadan
tiyatro çekici olamaz.
Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bucağında tiyatrocular ne oynarlarsa
oynasınlar sahneden salona bu coşkuyu, bu gençliği, bu gücü, bu sağlıklı havayı
estirirler.
Her gece saat dokuz'da on binlerce perde dünya durdukça açılsın, dursun.
Tiyatro olmasa, insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.
Haldun Taner