| DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
- KONUŞMA |
 |
SEVGİLİ ARKADAŞLAR!
1948 yılında kurulan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü, 1961 yılında aldığı bir
kararla 21 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Bu enstitüye üye
ülkeler, her 27 Mart gününü Tiyatro bayramı olarak kutlamaktadır.
Tiyatrolar Günü’nde, tiyatroyu halka sevdirmek için
etkinlikler yapılır. Hayatın bir parçası ve güzel sanatların en ilgi çekici
kollarından biri olan tiyatroda, harekete, konuşmaya ve bazen de müziğe yer
verilir. İlk çağlarda tiyatro, yazılı bir metin olmadan oynanırdı. Yeteneğine
güvenen oyuncular sahnede istedikleri gibi konuşurlardı.
Bizim kültürümüzde tiyatroyu; ortaoyunu, gölge oyunu, köy seyirlik oyunları,
meddahlık, danslı ve taklitli oyunlar şeklinde görürüz. Gölge oyununda, arkadan
ışıklandırılan beyaz bir perde vardır. Karagöz veya başka tipteki kuklalar bu
perdenin üzerinde oynatılıp konuşturulur. Güzel hikayeler anlatılarak halkı
eğlendiren kişilere meddah denir. Köylerimizde hala, oyun çıkarma adıyla
seyirlik oyunlar düzenlenmektedir.
İnsan hayatı içinde var olan umudun, acının ve sevincin, hep birlikte verildiği
oyunlara dram diyoruz. Komedi, insan hayatı içindeki komik ve gülünç şeylerin
oyunlaştırılmasıdır. Konularını tarih ve efsanelerden alan acıklı sahne
oyunlarına ise trajedi diyoruz.
Tiyatro eğitimi, konservatuar denilen okullarda verilir. İnsanları eğiten,
eğlendiren tiyatro, aynı zamanda düşündürürde. Bir arada yaşayan insanların
birlikte güldüğü, birlikte ağladığı ve hep birlikte düşündüğü tiyatro salonları,
insanca duyguların da öğrenildiği yerlerdir.
Sözlerimi ünlü tiyatro yazarımız Haldun Taner’in bir cümlesiyle bitiriyorum.
“Tiyatro olmasaydı insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.”
(Ev ve Sınıf Etkinlikleri Antolojisi Kitabı) |