| NEVRUZ BAYRAMI (21 Mart) |
 |
NEVRUZUN TÜRK DÜNYASINDAKİ İSİMLERİ
Türk dünyasında, Hunlardan bazen farklı isimlerle günümüze kadar ulaşan tabiatın
ve millî uyanışın birleştirilmesi anlamını taşıyan Nevruz (Yeni Gün)
şenliklerinin şu isimlerle kutlandığı biliniyor:
• Nevruz,
• Navruz,
• Novruz,
• Sultan-ı Nevruz,
• Sultan-ı Navrız,
• Navrez,
• Nevris,
• Naorus,
• Novroz,
• Navrıs Oyıx,
• İlkyaz Yortusu, |
• Nevruz Norus,
• Ulustın Ulu
• Küni,
• Ulusun Ulu Günü,
• Ulu Kün,
• Ergenekon,
• Bozkurt,
• Çağan,
• Babu Marta,
• Kürklü Marta,
• Mevris |
• Yeni Gün,
• Yengi Kün,
• Yeni Yıl,
• Mart Dokuzu,
• Mereke,
• Meyram,
• Nartukan,
• Nartavan,
• Isıakh Bayramı,
• Altay Ködürgeni,
• Bahar Bayramı,
• Yörük Bayramı, |
NEVRUZ’UN FONKSİYONLARI
Bu bayramdaki kutlamalar, Türk toplum hayatında farklı fakat bütünleştirici
fonksiyonlara da sahiptir. Bunları şu noktalar etrafında toplamak mümkündür:
• İnsanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygıyı kuvvetlendirme.
• Dargınlıkları unutturarak insanları kardeşçe kucaklaştırma.
• Milli birlik ve beraberliğin, birlikte yaşama isteğinin güçlenmesi ve
dayanışmayı sağlama.
• Geleneklerin, göreneklerin, inançların sergilendiği bir bayram.
• Bolluk ve bereketin işareti, sembolü.
Huzur ve barış havasının evrensel ölçülerde geliştirilmesi.
TÜRKLERDE TAKVİM İHTİYACI VE NEVRUZ
İnsanların hayatlarında takvim, gerekli bir kültür unsurudur. Günümüzde bu konu
bir bilim, meslek haline gelmiştir. Geçmişte ise bu ihtiyaç bugünden farklı
olarak karşı karşıya kalınan şartlara göre şekillenmiştir. Türkler de konargöçer
bir toplum olarak hayatlarını sürdürdükleri için kır ekonomisi yapısı içinde
takvimi bilmek zorundaydılar. Böylece takvim ihtiyacı içinde bir kültür kalıbı
olarak ortaya çıkmıştır. Geçimlerini toprağa bağlı olarak sürdüren Türkler,
genellikle yazın, baharın başlangıcı ile hayvan sürülerinin otlağa çıkarılması,
çiftçilik yapanların ekin döneminin başlaması için geleneklere uygun olan bir
takvim kullanmışlardır. Bilindiği üzere, Türklerde yılların adları da, ayların
adları da, hayvan isimlerine bağlı olarak söylenmiştir. Yeni yılın başı ise 21
Mart'tır. Ancak Güneş Yılı ile Ay Yılı arasında 13 günlük bir fark
bulunduğundan, 21 Mart tarihi, bazı topluluklarda Mart'ın 9'una, nadiren bazı
topluluklarda 1 – 3 Nisan ve 21 Haziran'a tekâbül eden kutlamalara yol açmıştır.
Tabiat dinlerinin bu cins kutlamaları bünyesine alarak kutsallaştırdığı
bilinmektedir. Hanefilik özelliği taşıyan, "Şamanlık" denilen Türklerin milli
inanışında yer yer Türk destanlarının (Ergenekon, Göç, vb.), yer yer inanışların
bünyesine karışmış olan "Yılın Başı" yahut "Yeni Gün", Türklerin Müslümanlığa
geçişi sırasında farklı anlayışlarla İslâmîleştirilmeye çalışılmıştır. Bazı Türk
topluluklarında Hz. Ali'nin doğumu, bazı Türk topluluklarında Hz. Ali ile Hz.
Fatıma'nın evliliği, bazı Türk topluluklarında isme Hz. Hüseyin'in hilâfeti
almak üzere arkadaşlarıyla hareket edip, Kerbela vakasıyla, bazılarının ise Hz.
Hasan veya Hüseyin'in doğum tarihi olarak kabul ettikleri "Mart Dokuzu",
destandan menkabeye, menkabeden efsaneye, efsaneden tevâtüre ve oradan da kültür
tavrının görünüşü olmuştur.
Nevruz, Yenisey-Orhun çevresinden, Altaylara, oradan da Hun Türklerinin
Avrupa'ya yürümesiyle Macaristan'a ve Balkanlar'a ulaşmış, Milâttan sonra
800'den itibaren Hazar'ın güneyinden Anadolu'ya ve Mezopotamya denilen bölgeye
taşınışla birlikte yeni bir coğrafyada yaşatılmaya başlanmıştır. Hatta son
yıllarda yapılan ve yeni bir kıta da, Amerika'da yaşayan Kızılderililer hakkında
yapılan karşılaştırmalı halk bilimi çalışmalarına göre bu coğrafyada da Nevruz
aynı ruhla kutlanmaktadır. Geçmişten gelen bu bayramın Müslüman Türkler arasında
sadece gerekçesinin İslâmîleştirilmeye çalışıldığı görülmüştür. Takvimin
başlangıcı kimilerince Hz. Nuh'a, Hz. Yunus'a, kimilerince Hz. Ali'ye bağlı
yorumlara sığınılarak fakat hep Şamanlık kalıntısı ile sürdürülmüştür.
|