| NEVRUZ BAYRAMI (21 Mart) |
 |
TÜRK DÜNYASINDAKİ NEVRUZ KUTLAMALARI İLE İLGİLİ ADETLER
Çeşitli adlarla ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla
ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana gelmiştir. Orta
Asya'dan, Balkan Türkleri'ne ve hatta Amerika'daki Kızılderililerin yaşatılan
âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri tespit edebiliyoruz.
K. K. Yudahin'in eserinden Kırgız Türkleri'nde Nevruz gününün, Mart
ayında olduğu ve yeni yılın ilk günü anlamına geldiği ifade edilir. Bu günde
"Nouruz Köcö " denilen özel bir yemek yaparlar. "Köcö", darı yarması veya bulgur
konulmak suretiyle yapılan bir nevi tirittir.
Kazak Türkleri de Kırgız Türklerinin yaptığı aşı pişirirler. Ayrıca
Nevruz törenlerinde mevlit okuturlar. O günü evler baştanbaşa temizlenir, yeni
elbiseler giyilir. Nevruz törenleri sırasında ev duvarlarına veya çeşitli
eşyaların üzerine kil kaplar atılarak parçalanır. Ateş üzerinden atlanır.
Çadırlar kurulup sofralar açılır.
Özbekistan'ın Semerkant, Buhara, Andican taraflarında, Nevruz günü
başlayan törenler bir hafta kadar devam eder. Halk bu törenlerde çadır çadır
gezerek birbirlerinin bayramını kutlar. Bu ziyaretlerde ikram edilen yemek "aş"
adı verilen pilavdır. Köpkarı, güreş, at yarışları, horoz dövüşleri gibi
gösteriler düzenlenir.
Tacikistan'da Nevruz Mart ayının başından, 21 Mart gününe kadar baharın
gelişini ve tabiatın canlanmasını karşılamak amacıyla kutlanır. Nevruzda yenilen
"Ş" harfi ile başlayan 7 yiyecekten süt; temizliği, tatlı; yaşama sevincini,
şeker; serinlik ve dinlenmeyi, mum; ateşe tapınmayı, tarak; kadının güzelliğini
temsil eder. İslâmiyet’ten sonra İslâmî geleneklere göre "Ş" ile başlayan 7
nesne bunların yerini almıştır.
Afganistan'da Nevruz, Türkler arasında doğum günü olarak kutlanır. Bugün
herkes en yeni elbiselerini giyerler. Kabir ve akraba ziyaretleri yapılır, güreş
tutulur ve oğlak oyunu oynanır. İnsanlar arasındaki dargınlıkların
kaldırılmasına çalışılır. Yeni yıla nasıl başlanırsa, yılın öyle geçeceğine
inanılır.
Türkmenistan'da Nevruz bayramında halk gününü ülkemizdeki dini bayramlara
benzer bir şekilde geçinmekte, karşılıklı ev ziyaretleri yapılmakta, tebrik
mesajları gönderilmektedir. Nevruz kutlamaları basın yayın organlarında geniş
bir şekilde yer almaktadır.
Azerbaycan'da her yıl Mart'ın 2123'ünde, Nevruz bayramı büyük törenlerle
kutlanır. Mezarlık ziyareti yapılır. Bu ziyaretlerde hazırlanan helva pilav ve
diğer yiyecekler fakirlere dağıtılır. "Gapı Pusma", "Suya Yüzük Atma", "Su
Başı", "Baca Baca" adetlerinde uzun yılların gelenekleri çeşitli motif ve
oyunlarla sürdürülür. Semeni göğertilir. Yani tohum çimlendirilir.
Nevruz; Karapapaklar'da Nevruz, Kırım Türkleri'nde Navrez, gündönümü;
Batı Trakya Türkleri'nde Mevris, Makedonya ve Kosova Türkleri'nde Sultanı
Navrız, Gagauzlarda İlkyaz bayramı adıyla yukarıda bahsettiğimiz ortak coşku ve
geleneklerle kutlanmaktadır.
Çok geniş coğrafyaya yayılmış olan topluluklarda Nevruz törenlerinde genellikle
şu oyunların değişmeden devam ettiği gözlenir: Gökböri Oyunu. Türkistan'da
oynanan milli oyunların başında yer alır. Bu oyuna "gökböri, köpkâri,
oğlak/ulak, buzkaşi, kökpar, kükbar" gibi isimler de verilir. At yarışları,
cirit oyunu, kılıç sallama, yamba kapma, güreş, at üzerinde güç gösterisi,
sinsin oyunu, huntu oyunu. Bu oyunlar genellikle spora dayalıdır.
Oyunların bir kısmı ise seyirliktir. Bunları halk tiyatrosu veya Orta oyunu
şeklinde değerlendirebiliriz: Koskosa oyunu; deve oyunu; ekende yoh, biçende
yoh, yeyende ortag gardaş oyunu; kış bovay; yolbars; argımak.
Nevruz bayramında mahalli eğlencelere de yer verilir. Gençler aralarında mani ve
şiir söyleyerek yarışırlar. Bunlardan bazıları: Halay oyunu, Yaşıl yarpag,
Gızılgül, Hahışta, Benövşe, Bahtıyar ve atışmalardır.
Anadolu sahasında da oynanan bu oyunların yanı sıra 21 Mart'ta büyük bir
coşkuyla kutlamalar yapılmaktadır. Geçmişte o güne has olarak macunlar,
şerbetler, hediyeler hazırlanarak devlet erkânı büyükten küçüğe, bunları
birbirlerine takdim ederlerdi. Bu adetler günümüzde Mesir Macunu Şenlikleri adı
altında hâlâ devam etmektedir. Anadolu'da Yörük Bayramı günümüzde de kutlanarak
bu âdeti yaşatmaktadırlar.
Anadolu'da "Sultanı Nevruz", "Nevruz Sultan", "Mart Dokuzu" ve "Mart Bozumu"
gibi adlarla bilinen nevruz, gelenekleriyle bütün Türk toplumu içerisinde
yaşamaya devam etmektedir.
Tahtacı Türkmenleri'nde; Nevruz Bayramı eski Mart'ın dokuzudur ve Sultan
Nevruz olarak adlandırılır. Nevruz, Tahtacı Türkmenleri'nin yaylaya çıkışında;
22–23 Mart tarihlerinde kutlanmaktadır. Tahtacı Türkmenleri'nde Nevruz; ölülerin
yedirilip içirildiği gün olarak kabul edilir. Burada eski Türk inanç sisteminin
atalar kültürü kendini gösterir.
22 Mart Nevruz'dan bir gün önceyi karşılamaktadır. Bu gün Nevruz hazırlıkları
yapılır. Çamaşırlar yıkanır, yemekler hazırlanır Nevruz günü yenilen yemekler
arasında ıspanaklı börek, soğan kabuğu ile boyanmış yumurtalar, yufka, sarı
burma, şeker, leblebi, lokum sayılabilir. 23 Mart günü öğleden sonra kadınlar
geniş bir tabağa çerezler koyarak "hak üleştirir"ler. Yiyecekler dağıtılarak
"ölünün ruhuna değsin" dileğinde bulunurlar. Bu bayramda herkes güler yüzlüdür.
Suçlar bağışlanır. Bayrama katılmak zorunludur. Katılmayanlar köy halkınca
dışlanır.
Yörükler arasında; Nevruz ile birlikte, kışın bittiği ve bahar mevsiminin
başladığı kabul edilir. Köy ve yaylalarda 22 Mart'ta, şehirlerde ise Nevruz günü
pazara rastlamazsa, bu tarihi takip eden Pazar günü kutlanır. Köy halkı 22 Mart
sabahı yaylalara doğru yola çıkarlar. Daha önceden "davar evleri"ne yerleşmiş
olanlar köylerden gelen akraba ve komşularına ev sahipliği ederler. Köylerden
gelen grupla, yayladakiler karşılaştıklarında bir el silah atarak "Nevruzunuz
kutlu, dölünüz hayır ve bereketli olsun" şeklinde selamlaşırlar. Gelen
misafirler çadırlara yerleşir, kendilerine ikramlarda bulunulur. Sürü sahipleri
tarafından kesilen kurbanlar birlikte yenilir. Sünni olan yörüklerde imamlar
tarafından yapılan dualara halk katılır ve şükrederler.
Gençler tarafından eğlenceler düzenlenir, yemekler yenir, şarkı ve türküler
söylenir, oyunlar oynanır. Eğlenceler geç saatlere kadar devam eder.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerimizden Gaziantep ve çevresinde 22 Mart gününe
"Sultan Nevruz" adı verilir. Diyarbakır'da; Nevruz günü halk, eğlence ve mesi re
yerlerine giderek Nevruz'u kutlarlar. Kars ve çevresinde; bu tarihte kapı
dinleme, baca baca adetleri görülür. Evde bulundurulan çeşitli meyvelerden baca
baca gezenlere verilir.
Tunceli ve çevresinde; bu gün erkekler alınlarına kara sürerek su
kaynaklarına giderler. Bu karaları orada temizleyerek dua ve niyazda bulunurlar.
Özellikle Orta Anadolu'da Nevruz, "Mart Dokuzu" olarak bilinir. Diğer
bölgelerdekine benzer kutlama adetleri yapılır. Nevruzla ilgili Anadolu'da
görülen diğer gelenekler arasında, ağacın güneşten etkilenmemesi için ağaca bez
bağlanarak yapılan "Mart ipliği" adeti ve özellikle Giresun'da "Mart Bozumu"
adeti önem taşır.
Tekirdağ'da Nevruz soğukların sonu, baharın başlangıcı olarak kabul
edilir ve "Nevruz Şenlikleri" adıyla kutlanır. İzmir, Uşak, Sivas ve
Şebinkarahisar'da hemen hemen aynı geleneklerin devam ettiği görülür.
Bilindiği üzere eski takvim Mart ayından başlardı. Mart ayının ilk on iki günü
ayrı ayrı ayları temsil etmek suretiyle, o yıl içinde neler olacağı ilk on iki
günden tespit olunurdu. O gün yedi çift, bir tek baş harfi "S" ile başlayan
yiyeceklerden yenilmesi adettendir.
Altay Türkleri arasında 21 Mart'a tekabül eden günde kutlanan "Cılgayak"
bayramı vardır. Bu bayram da Nevruz gibi baharın gelişi, tabiatın canlanması ve
yeni bir yıla giriş bayramı olarak kutlanır. Bu bayramın hazırlıkları yaz
mevsiminde başlar. Bir önceki yıldan toplanarak saklanmış yılın ilk çıkan
bitkileri olan kandıklar ve onların sargay adı verilen kökleri çıkarılarak
bunlardan çeşitli yiyecekler hazırlanır. Ayrıca bu bayram için bal katılmış
yoğurt, dondurulmuş ve kurutulmuş et, koyun ve mal tırnaklarından yemekler
yapılır. Dört tahıl hazırlanır. Güneş bayramının kutlandığı kır başına vurmaya
başladığı zaman dört tahılın üzerine arçın bırakılır. Ateşle bu arçınlar
alaslanır. Büyükler çocuklar gibi oyunlar oynar. Akşama doğru köye dönülürken
hep bir ağızdan şarkılar söylenir.
Nevruz'un bir bahar bayramı olduğun ortaya koyan delillerden birisi de Saha
Türkleri arasında yaşatılan Isıah Bayramı'dır. Bu bayram hakkında ilk bilgileri
veren Dr. Yakup Deliömeroğlu şunları söylemektedir:" Göktanrı dini
geleneklerinin hâkim olduğu Saha Türklerinde Isıakh bayramı, ilkbaharın gelmesi
ve yılın bereketli geçmesi için Tanrı'ya bir şükür bayramıdır. Saha Türkologları
ve halkı Isıakh bayramının Türkistan kökenli olduğunu bilmektedirler.
21–22 Haziran tarihleri de Nevruz'da olduğu gibi güneş sisteminin ayrıcalıklı
bir dönemidir; çünkü bugün yılın en uzun günüdür. Diğer yandan Saha Türkleri'nin
yaşadığı Sibirya'da bahar yeni hissedilmeye başlanır.
Isıah bayramında törenlere, Akşaman'ın dualar ve kımızla tören alanını
temizlemesiyle başlanır. Tören alanına yarım ay şeklinde genç akağaçlar dikilir.
Alana ateş yakılır ve bu ateş törenler bitene kadar söndürülmez. Akşaman'ın yere
kımız serpmesi, duaları ve dualarla yakılan ateşle geçmiş yılın kötülüklerinin
kovulduğuna, yeni başlayan güzel günlere zarar vermelerinin önlenmiş olduğuna
inanılır. Akağaçlara başta genç kızlar ve genç erkekler olmak üzere halk yeni
yılda olmasını istedikleri dileklerini tutarak bez parçası bağlarlar. Bu inanış
ve âdet dünyanın hemen her yerinde bütün Türk halklarında hâlâ yaşamaktadır.
Isıah bayramı hakkında ilk belgelere Hollandalı gezgin İdesa'nın notlarında
rastlanmaktadır. İdesa 17. Yüzyılda Sibirya'dan Çin'e yaptığı seyahatte Isıah
bayramının Sahaların tek bayramı olduğunu yazar. Saha halkının İlkbaharın
gelişini büyük bir coşkuyla kutladıklarından, ateş yakma ve ateşin törenler son
bulana kadar söndürülmesi, bol miktarda kımız yapılması, yerlere kımız
serpilerek "temizlenmesi" ve misafirlerin bu içki ile ağırlanmaları adetlerinden
bahseder.
Bugün de yaşayan bu geleneklerle Isıah, takvimi bir bayram olarak Saha halkının
örf, adet ve tarım faaliyetleriyle kopmaz bir hal almıştır. Sahalar bu bayramı
2122 Haziran günlerinde yılbaşı olarak kutlamaktadırlar. Onlar bu bayramı
yenilenme, tabiat ve insan doğasının kaynaşması, iyilik, temizlik ve aydınlığın
başlangıcı ve geleceğe umutla bağlanmanın günü olarak kutlamaktadırlar.
Uzun süren bir kışın ardından Saha halkı bir araya gelip eğlenir; eğlencelerde
kımız içilmesi, bayram yerinde pişirilen şiş kebapların yenmesi, milli oyunların
oynanması, güreş, at yarışları, Olonhosut yarışları ve vazgeçilmez olarak
Osuohay dansı yapılmaktadır. Olonhosut yarışları kaya parçalarını kaldırarak
omuzdan arkaya atarak yapılan güce dayalı bir Sibirya sporudur. Sibirya'da
yaşayan Hakaslar ve diğer Türk halklarında da aynı spor yaygındır. Osuohay ise
Isıakh törenlerinin vazgeçilmez kısmını oluşturmaktadır. Kımızlar içilip bazı
yarışmalar, eğlenceler yapıldıktan sonra Anadolu halaylarında da bulunan,
ellerin parmakların birebir kilitlenmesiyle yanyana dizilen insanlar Isıakh
ateşinin etrafında dans veya halay çekmeye başlarlar. Bazı destanlarda bu
halayın 9 gün sürdüğü yazılmaktadır."
Bugün de büyük coşkuyla kutlanan Isıah bayramı 1991 yılında Saha Cumhuriyeti
kurulduktan sonra diğer Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi resmi tatil olarak
ilan edilmiştir.
Son yıllarda Amerika'daki yerli Kızılderili Kabileleri'nin "soy kütüğü" ile
ilgili çalışmalar Türk kültürünün yayıldığı sahalar hakkında bize ilgi çekici
bilgiler vermektedir. Bu konuyla ilgili olarak Dr. Ahmet Ali Arslan şu bilgileri
veriyor: " Son yıllarda bağımsız araştırmacı uzmanların, Sibirya ve Alaska'da ve
Alaska'nın daha güneyinde bulunan insan kemikleri ve toprağa yayılmış insan yağı
kalıntıları üzerinde yaptıkları "gen" araştırmaları Amerika ve Asya kıtalarında
vakti ile yaşamış bu insanların birbirleri ile yakın akraba olduklarını tespit
etmesine rağmen, Amerika'ya Avrupa üzerinden gelenler bu gerçeklere sırt
çevirmektedirler. Amerika yerli Kızılderili kabileleri ile Sibirya Saka, Altay,
Hakas, Telvit ve Tuva bölgelerinde yaşayan eski Türk âdetlerinin ve mevsimlik
dinî merasimlerin birbirine benzemesi ve paralellikler göstermesi oldukça ilgi
çekicidir.
Amerika'nın toprakla ve ziraatla uğraşan Kızılderili kabileleri arasında dinî
ağırlıklı merasimlerle kutlanan mevsimlik bayramların başında Mart ayında "Yeni
Yılın Başı" için yapılan kutlama törenleri ve şenlikleri gelir. Kaliforniya
Eyaletinde geçimini topraktan temin eden yerleşik, şehirli Kızılderili
kabileleri, göçebe bir hayat sürerek, yazın serin dağ yamaçlarına ve kışın ise
daha ılık ve mülayim bölgelere göç eden ve geçimini avcılıkla temin eden
Kızılderili kabilelerine kıyasla "Yeni Yılın Başı" kutlamalarına daha büyük bir
bağlılık göstermektedirler. Bu kutlamalar, "Eski yıldan yeni yıla geçişi,
ölümden sıyrılıp yeniden dirilişi, kısırlıktan kurtulup yeniden üremeye dönüşü
kutlamak maksadıyla" yapılmaktadır.
Kaliforniya ve etrafındaki topraklarda dağınık olarak yaşayan Amerika yerli
Kızılderili kabilelerinden Yurok, Karuk, Hupa, Yuki, Pomo, Modoc ve Maidu
kabileleri yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen "Mart" ayında, bahar
bayramını, tabiatın yeniden canlanması ve uyanmasına bağlı olarak "Yeniden
Doğuş"un bir sembolü olarak kutluyorlar. Bununla ilgili dinî merasimlere diğer
Kızılderili kabilelerinde olduğu gibi, yine kabilenin Şamanı öncülük etmekte ve
yönetmektedir.
Yeni yılın başlangıcı olan Mart'ta kutlanan "Diriliş" kutlamaları ile ilgili
Kızılderililerin yaptığı merasimlerde kabilenin yaşadığı köy veya kampın tam
orta yerine uzun ve düzgün bir "direk" dikilir. New Mexico, Arizona ve
Kaliforniya eyaletlerinde yaşayan Kızılderili kabileleri köyün orta yerine
dikilen bu "direğin" kâinatın "ekseni" olduğuna ve dünyayı yaratan "Bir"i temsil
ettiğine inanırlar. Bu inanç yerleşik ve şehirli manasına gelen "pueblo" yerli
Kızılderili kabileleri arasında da aynı şekilde yaygındır.
Kızılderililerin yaptığı merasim ve kutlamaların en ilginç yanlarından birisi,
kabilenin Şamanı'nın "Gök Tanrı" olarak kabul edilen "Ulu Ruh"a daha çok
yaklaşmak ve kabilesi için O'nun yardımını ve rahmetini talep etmek maksadıyla,
bu düzgün "direğe" tırmanmasıdır. Dinî maksatlı bu merasimi yöneten Şaman'ın bu
direğe tırmanması, mensubu olduğu kabilesini kötü ruhlardan ve onların sebep
olabileceği hastalıklardan koruması, yeni yılda kabilesine bol mahsul bahsetmesi
konularında görüşme talep etmek maksadıyla "Gök Tanrı"ya Daha yakın olma amacı
taşır. Direğe tırmanma merasimi Kaliforniya eyaletindeki Camella Kızılderilileri
arasında oldukça yaygındır.” Demirin Türk tarihindeki yerinden yazımızda
bahsetmiştik. Demir Türk’ün inanç sistemi içerisinde bütünleştirici bir
unsurdur. Ergenekon Destanı’nın ana temasını oluşturan “Demirin eritilmesi ve
kutsallığı” motifleri Amerika’da ki Kızılderililer arasında da yaygındır. Onlar
da demire hürmet ederek özellikle yılbaşı kutlamalarında mutlaka demir uçlu
silahları itina ile taşırlar. A.Arslan araştırmasında bu konuyu şöyle anlatır.
“Türk kültür tarihinde ve önemli mevsimlik merasimlerde mühim bir yer tutan
“Demir” e Kuzey Amerika Kızılderili kabileleri arasında da büyük önem verilmekte
ve bazı kimselerin demirden yapılmış mukaddes sayılan “Silah” lara dokunması
katiyen yasaklanmıştır. Amerika Kızılderili kabilesinde, hamile kadının demir ve
çelikten yapılmış silahlara dokunması yasaktır. Öldürücü gücü kaybolur ve
düşmana tesir etmez korkusu ile özellikle hamile kadınların ve yetkili olmayan
şahısların kabilenin savaşçılarının silahlarına dokunması yasaktır. Yaygın olan
söylentilerin tam aksine, bu kadar tabu ve yasaklamaya rağmen, Kızılderili
kabilelerinden hiç birisi, ne şekilde olursa olsun diktikleri toteme
tapınmazlar.
Amerika'da Alaska'nın Güneyinde yaşayan Yakutat ve Tlingit Kızılderilileri
arasında "demir"e Sibirya Türkleri'nin verdiği değere eş bir hürmetle
yaklaşılmaktadır. "Yakutat ve Tlingit Kızılderilileri de diğer Kızılderililer
gibi çelikten yapılmış bıçak ve savaş baltaları veya sivri uçlu silahlar yapmak
için kullandıkları demire büyük hürmet ve rağbet gösteriyorlar."
Ahmet Ali Arslan'ın yapmış olduğu bu araştırma şu sonucu ortaya çıkarıyor: "Türk
Şamanizmi ile Amerikan yerli Kızılderili Şamanizminin izlerine "Yeni Yılın Başı"
merasimlerinde yoğun bir şekilde rastlanmaktadır. Aynı zamanda paralellikler
mevcuttur. Mart ayında kutlanan yeni yıl merasimleri Orta Asya Türk şamanizmine
paralel olarak Güney Amerika'da, Bolivya'da yaşamakta olan "Aravak" ve "Manası"
Kızılderili kabilelerinin varlıkları tespit edilmiştir. Ayrıca Amerika'nın
Mexico eyaletinde yaşayan "Arıkara" Kızılderili Şamanı'nın ilkbaharda Türk
Şamanlarının yaptığı ayinlerin aynısını yaptığına dair kayıtlar mevcuttur. Bütün
bu kalıntılar Orta Asya'dan Amerika'ya geçen Şaman kültürünün dolayısıyla Türk
kültürünün kalıntılarıdır.
|