| SAKATLAR HAFTASI
- YAŞANANLAR |
 |
TOPAL
Anadan doğma sakattı. Bir bacağı, ötekinden biraz kısa olduğu
için yürümeğe başlamasıyla, öteki insanlar gibi yürüyemediğini ve aksadığını
hemen fark etmişti.
Babası, onu göstermedik doktor bırakmamıştı.
Fakat hiç çare bulamamıştı. Bacağın biri, doğuştan kısaydı. Bunun çaresini
bulmağa, henüz insan bilgisi yetmiyordu. Doktorlar: Hem o kadar önemli de değil,
diyorlardı. «Ayağın biraz aksaması, büyük bir eksiklik değildir.»
Ama o öyle düşünmüyordu. Öbür çocuklardan ayrı, başka bir şey olduğunu ve
kendisi gibi çocuklara pek az, adeta binde bir rastlanabileceğini görüyordu. Onu
kim görse, ilk önce aksayan bacağına bakıyor değil miydi?.. Okul yaşı geldiği
zaman hüngür hüngür ağladı. Bu çocuk, ötekiler gitmeğe can atarken okulu
istemiyordu. Başka sağlam çocuklarla bir araya gelmekten ödü patlıyordu.
Diretti. Okula gitmek istemiyordu. Kendisine öğretmen tutsunlardı. Evde
öğrenecek, sonra ilkokul imtihanını verecekti.. Ana baba, üzüntüsünden
hastalanmasın diye isteğini yerine getirmek zorunda kaldılar.
O da sözünde durdu. Özel ders alıp okudu. Sonra yaşı gelince ilkokul bitirme
imtihanlarına girip diplomasını aldı..
Fakat daha fazla okuması lazımdı. Orta okulu da evde tamamlayamazdı kesinlikle
okula gitmesi gerekiyordu. O önce yine istemedi. Fakat babası bu sefer artık ona
kulak asmadı.
Tekin'i böylece orta okula yazdırdılar. Yazdırırken, okul arkadaşlarının ona
ne kadar eziyet edeceklerim hiç düşünmemişlerdi. Halbuki zavallı çocuk, daha
okula gittiği ilk gün, arkadaşları ona adını bile sormadılar. Her gören:
— Topal!.. diyordu.
Ve Tekin böylece daha ilk günden, çok utandığı kusuru yüzüne vurula vurula
karşılandı.
«aaa!..Topal!..» En çok korktuğu söz buydu.. Ne tuhaf, daha «Günaydın! Sen
kimsin?» demeden onu bu sözle karşılamışlardı : Topal!.. Ve o günden sonra hep
öyle gitti : «Topal aşağı, topal yukarı!. Topal şöyle dedi, topal şunu yaptı!..»
Hep böyle.. Çaresiz Tekin kendi kendine bile söylemekten çekindiği bu korkunç
sözle çağırılmaktan o kadar utanıyor, öyle sıkılıyordu, ki daha ilk günden,
okulda kimse ile arkadaş olamayacağını anladı. Hem zaten okula niçin gidiyordu?.
Okuyup öğrenmek için değil mi?. Madem ki kendisini aşağılık görüyor, kendisiyle
alay ediyor ve adını bile sormayarak kendisine topal diyorlardı o halde o da
kimse ile arkadaş olmayacak, kendisini tamamen derslerine verecekti...
Tekin, değil öteki derslerde jimnastik dersinde bile kısa zamanda
arkadaşlarını geride bıraktı. Hem ne geride bırakış ?
Yıl sonu geldi karneler dağıtılırken Müdür, Tekinin sınıfını şu sözlerle
alkışladı:
— Hepiniz iyi çalışmışsınız.. Fakat aranızda bir arkadaşınız var, ki onu övmeden
edemeyeceğim.. Bu çocuk bir yıldız, nasıl diyeyim? Çalışkan çok başarılı biri.
Bütün sınıfın gözleri, bir anda Tekine döndü. Öğretmen bir göz işareti
yaparak Tekin'i ileri çağırdı. Müdür Tekinin elini sıktıktan sonra:
— Seni kutlarım oğlum! dedi. Söyle bakayım bana, senin adın ne?.
Tekin sınıf arkadaşlarını acı bir gülümsemeyle süzdü ve onlara bir ders,
önemli bir ahlak dersi vermek isteyerek, gür bir sesle şu cevabı verdi:
—Topal!..
O güne kadar Tekin'e «Topal» diyen arkadaşları bir suçlu gibi yere baktılar.
Bu olaydan sonra arkadaşları O'nu hep Tekin diye çağırdılar.
F. Canan CEM
YAVRUTÜRK Dergisi'nden |